Ne olabilir olası tedavi yöntemleri? Gökten zembille demokrat siyasetçilerle, tarafsız ve bağımsız yargıçlar ve savcılar inmeyecek; eldeki malzeme belli.

Nurdan Şahin 24 Ocak 2014
SEPSİS

 

…Bağışıklık sisteminin aşırı aktivasyonu ve yanlış kodlanması sonucunda oluşan savunma amaçlı bir takım maddelerin organizmayı hasarlandırması söz konusu. Bağışıklık sistemi anarşisi de diyebiliriz. Organizmanın başına gelen herhangi bir olay karşısında bağışıklık mekanizmasının şaşırması söz konusu. Sepsiste iç dinamikler ve dengeler bozulur. Sepsisin oluşmasında ileri derecede karmaşık bir takım döngüler söz konusu. Bütününde değerlendirildiğinde ise sepsis, organizmanın tamamını ilgilendiren son derece karmaşık süreçler bütünü. Sepsis bütün vücudu ilgilendiren bir hastalık. Başka bir deyişle,dolaşıma giren bir çok toksinin yarattığı bir kaos.Böyle olunca,dolaşımın ulaşabildiği her organda bir sorun çıkabilir.Tüm organlar,kaotik süreçlerin şiddetlenmesi veya kontrol altına alınamaması sonucunda yetmezliğe gidebilir.”(1)

 

Yukarıdaki açıklama, bir an önce sağlığına kavuşmasını yürekten dilediğim anti star Nejat İşler’in hastalığını anlatıyor. Bazı kelimelerin yerine siyasi terimleri yerleştirirseniz, ülkenin bugünkü durumunu sanki bütün köşe yazılarından daha iyi açıklıyor.

 

Kendi adıma, olan biteni artık bırakın anlamayı, çok iyi takip edebildiğimden bile emin değilim. Ne “iktidarın şikayete hakkı yoktur, muktedir değil mi, çözsün işte her şeyi, ben ideali istiyorum” kolaycılığındayım, ne de “madem ki seçilmiştir, ne yapsa yeridir” diyebiliyorum.

 

80 yıllık Kemalist asker – sivil bürokrasi devletinin temel taşlarını, kuşkusuz ilk kez Özal, ama esas olarak Ak Parti hükümetleri yerinden oynattı. Hepimizin bugün varlığına alışıp, ne zor şartlarda gerçekleştiğini unuttuğu cesur, demokratik adımları attı. Askeri vesayeti önemli ölçüde geriletti ve ülkenin hala en önemli sorunu olan Kürt meselesini barışçı yolla çözme yolunda ağır aksak da olsa önemli yol aldı. Tabii bütün bunları, özellikle de 2011 seçimlerine kadar, geniş bir toplumsal destekle yaptı. 2011’den itibaren, hükümet kanadında ve özellikle Başbakan’da ataerkil zihniyetin ağır basmasıyla toplumsal desteğin liberal cenahı eksilmeye başladı. Bir de, duyduğumuz ama tanımadığımız için pek de bilmediğimiz, önemli bir “cemaat” desteği olduğu söyleniyordu. Bugün anlaşılan o ki, AK Parti’nin kurulmasından çok önce, bürokrasi içinde önemli mevziler elde etmeye başlayan cemaat, bürokrasisi olmayan hükümetle yaptığı ittifak sonucu , giderek daha da güçlenmiş. Benzer sosyolojik taban desteği olan, dünyaya bakışları çok da farklı değil görünen iki dindar/muhafazakar akım, birbirini destekleyerek önemli icraatları gerçekleştirmiş. Ancak, güçlendikçe, cemaatin, siyasi sorumluluk almadan, siyaset yapma ve el altından ülke yönetme talebi ile, siyasi sorumlu hükümet arasında çelişkiler oluşmaya başlamış ve ilk kez de, Şubat 2013’teki MİT olayı ile su yüzüne çıkmış; çıkmış çıkmasına da hiç birimiz çok da iyi kavrayamamışız durumu – en azından kendi adıma bunu söyleyebilirim. Hadi biz neyse ama, görünen o ki, aslında hükümet de cemaatin ya da sivil bürokrasinin gücünün pek farkında değilmiş ta ki 17 Aralığa kadar.

 

11 yıllık iktidarın verdiği özgüven ve yorgunlukla, bazı mensuplarca pek de gizlenmeden karışılan yolsuzluklarla ya da bir tür örtülü ödeneklerle ilgili ve fakat birbiriyle alakası olmayan dosyalar, her türlü teamülün dışında birbiri peşi sıra gelmeye ve bu yolla yargı hükümeti devirmeye yönelince, yürütme de, adeta bir panik halinde, yolsuzlukların üstüne hiç gitmeden, yargı mensuplarını, kolluk güçlerini oradan oraya savurmaya ve yargının yetkilerini sınırlayacak, ya da yargıyı kendi kontrolüne alacak, kuvvetler ayrılığına uygun olmayan yasalar çıkarma çabasına girişti. Sonuç tam bir kaos ya da sepsis !

 

“..söz konusu ağır tabloya yakalanan hastaların %60 tan fazlası kaybediliyor. Başarı elde edilen vakalar da var; yeter ki enerjik davranılsın, olası bütün tedavi yöntemleri kullanılsın”(2)

 

Ne olabilir olası tedavi yöntemleri? Gökten zembille demokrat siyasetçilerle, tarafsız ve bağımsız yargıçlar ve savcılar inmeyecek; eldeki malzeme belli. Bu sepsisin iki tedavi yöntemi var – yapılması gereken, bir yandan kamu vicdanını rahatlatacak şekilde yolsuzluk iddialarının üzerine gitmek, bir yandan da demokratik süreçlere yeniden hız vermek. Öncelikle, bir bütün olarak “yargı” sisteminin yeniden ele alınması gerekiyor, muhtemelen yeni bir anayasa süreci ile. Bunun ise yapılabilmesi, toplumsal olarak kabul görmesi, içselleştirilmesi için, hem iktidarın hem de muhalefetin – CHP ve BDP – işbirliği ve katılımcı bir süreç gerekiyor ki, özellikle yöntem olarak en zoru bu. Eşanlı olarak da, Kürt meselesinin hızla mesafe kat etmesi. Kürtler zaten Gezi olaylarında da, cemaat – hükümet kavgasında da son derece serinkanlı bir tutum izlediler ve sabırla bekliyorlar. Bütün bu sürece destek olacak en önemli çıpa AB; belki de yıllar sonra yeniden Başbakan’ın Brüksel ziyareti ile Fransa’nın şu anda bambaşka ve kuşkusuz daha hoş nedenlerle başı dertte olan Cumhurbaşkanı Hollande’ın yapacağı Türkiye ziyareti bunun ilk adımlarıdır.

 

Böyle bir süreç, bizi yaşadığımız sepsisten sağ salim çıkarabilir; piyasaların ateşini düşürür.

 

Alternatifi, bugüne kadar hükümet tarafından uygulanan ve muhalefet tarafından da gaz verilen otoriter defansif tavrın devamı ki, Cumhurbaşkanlığı forsundaki yıldızları 16 dan 17 ye yükseltmese de, Türkiye’ ye ciddi zaman kaybettirir.

 

Günlerin ne gösterdiğini hep birlikte göreceğiz.

 

(1&2)T24, 22/01/14 Dr.Kadir Doğruer in açıklamaları

 

0 0 votes
Article Rating
Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments