Barış bir anlaşmayla olur ve bu çok önemlidir çünkü hayat varsa, umut vardır. Demokrasinin tam anlamıyla yerleşmesi için ise zihniyetin demokratlaşması gerekiyor ki, bunun için oldukça uzun bir yolumuz var gibi görünüyor.

Nurdan Şahin 03 Haziran 2013
DOĞUDAN BATIDAN NOTLAR

 

İki hafta önce , Ege de küçük bir tatil kasabasında ,kalabalık bir sofrada yemek yerken telefonum çaldı. Çok uzaklardan,Cizre den geliyordu arama.. Daha önce çalıştığım STK nın Cizre çalışanı arıyordu, cıvıltısı batıya kadar ulaşan bir sesle: “Dağlarına bahar geldi memleketimin Nurdan Hanım; ne olur gelip bir de böyle görün buraları. Yıllardır ilk kez piknik yaptık tepelerde;ilk kez çocuklarım için umutluyum” dedi.Bembeyaz dişleriyle, güzel gözleri canlandı hayalimde;mutluluğunu paylaştığı için benimle, bir başka mutlu oldum…

 

Birkaç gün sonra,iş dönüşü arabada radyo dinliyorum; Cüneyt Özdemir’in programı Şırnak’tan yayınlanıyor. Mehmet Altan konuşuyor; Özdemir’in deyişiyle, Prof. olan değil, Şırnak’ta esnaf olan. “77 yılından beri ilk kez Cudi Dağına gezmeye çıktık , barışı getirenlerden Allah razı olsun” diyor ve Cudi Dağının turizme açılmasını istiyordu…

 

Geçen hafta sonu bir grup arkadaş Van’ a gittik; içimizde ilk kez giden de vardı,benim gibi defalarca giden de. Kaldığımız otelin sahibi, Van’lı işadamı arkadaşımız “barışı bize sorsunlar” dedi. “ Demokrasi olmadan barış olmaz diyenler bize sorsunlar. Burası aşiretler coğrafyasıdır; kanlı kavgalar olur yıllar süren; sonra bir gün bir yemek düzenlenir, el sıkışılır, o anda kavga biter.” “ Bir beyaz tülbente bakar iş” diye ilave etti önde arabayı kullanan amca. Bizim “kıskanç” oyunu geldi aklıma; demek ayni simgeler geçerli! “Şimdi de olan bu,kavga bitti,ölümler durdu,barış geldi. Demokrasi ise süreç işi; onun için çabalayacağız birlikte. Ama barış geldi,iyi ki de geldi” diye devam ediyor Van’lı işadamı.

 

Van bir şenlik; her tarafta festival var. Önce Artos dağına çıkıyoruz teleferikle; kadınlı erkekli rengarenk giyinmiş insanlar uçurtma uçuruyorlar. Van gölü aşağıda, olağanüstü rengiyle günün güzelliğine güzellik katıyor. AKP Van milletvekili Gülşen Orhan, “bu dağlarda Türk gençleri,Kürt gençleri,Ermeni gençleri can verdi geçmişte, şimdi yaşamak zamanıdır” diyor mikrofondan. Herkesin gözleri nemleniyor ama yüzler hem mutlu,hem umutlu…

 

Hoşap kalesinin kapısında, oldukça kötü yazılmış bilgilendirme tabelasını okurken orada duran,takım elbiseli, kravatsız orta yaşlı adam “ilkokula gittiğimde örtmen Saidi Nursi kimdir diye sordu, ben, babamdan duyduğumu söyledim, kahramandır dedim, dayak yedim. Eşkiyadır dedi öğretmen. Eve gittim, babama kızdım bana yanlış öğretmişsin diyerek;bir tokat da ondan yedim.Hangisi doğru bilemedim, babama mı inanayım örtmenime mi” dedi gülerek, “biz böyle büyüdük işte”…

 

Muradiye şelalesine karşı çayımızı içerken, bir genç geldi, “akil adam” olan arkadaşımızın yanına ve batının neden barışa karşı olduğunu sordu. “ Yıllarca bu memleketteki bütün kuşlar güvercindir dediler, ama öyle değil; bir sürü değişik kuş var ve o kuşlar güvercine dönüşmedi . Bunu anlamak,anlatmak için bir sürü insan öldü, en çok da buraların insanı. Neden Batı barışı desteklemiyor?” “Destekliyor,destekliyor da sizin kadar coşkulu değil,çünkü sizin kadar çekmediler,çekmedik” gibi bir şeyler söyledik.

 

Son akşam, otelde, Van gölü kıyısında ,camlı bölmede oturmuş,türkü söylüyoruz. Dışarıda bir masada, gencecik bir kızla bir delikanlı karşılıklı oturmuşlar; dolunay altında çok keyifli görünüyorlar. Derken delikanlı önce bir buket gül uzattı kıza; arkasından da bir yüzük; kız şaşırdı kaldı; ayağa kalktılar; öpüşürlerken,bu kez de havai fişekler patlamaya başladı. İstanbul’da zor görülecek bir durum bu! Hepimiz,hafif şaşkın, dışarı çıkıp gençleri kutladık. Van’lı arkadaşımız, “ niye şaşırıyorsunuz” dedi, “burası Van’dır!”

 

Memleketin doğusunda bu güzellikleri yaşayarak barışa bir kez daha koşulsuz evet derken , Ankara nın girişimleriyle ülkenin özellikle batısında yaşananları demokrasi adına,çoğulculuk adına umut kırıcı bulmamak mümkün değil.

 

Önce durup dururken, alkol yasağı tartışmaları ve kanunu. Başbakandan ”Gitsinler evlerinde içsinler” gibi, insanların hayat tarzına müdahale anlamını taşıyan sözler. Kamusal alanda başörtüsü olmaz diyen zihniyetten ne farkı var kamusal alanda içki olmaz demenin? Elbette gençleri koruyacak tedbirler alınacak, başkalarının rahatsız olması engellenecek ama evinde iç lafı kabul edilir bir cümle değil.

 

Derken, 3. köprüye , Alevi vatandaşları rahatsız edeceği ,etmese bile ettirileceği ihtimali yüksek olan Yavuz Sultan Selim adının verilmesi! (Bu arada, bu konularda hassas olan Alevi vatandaşlarımızın Sabiha Gökçen Havalimanının adına niye karşı çıkmadığını da anlamak zor)

 

Ve, nihayet Cuma günü, devletin hiç değişmeyen ceberrut yüzü! Taksim Gezi parkında tam bir pasifist sivil direniş örneği olan oturma eylemini, polisi saldırtarak, toplumsal bir başkaldırıya dönüştürme becerisi ancak bizim ülkemizde olur. Gezi Parkı direnişi, iktidarın “ben yaptım oldu” otoriter zihniyetine toplumsal bir başkaldırıya dönüştü ve hızla yayıldı. Bu toplumsal başkaldırıyı , hemen akabinde, fırsatçı darbeseverlerin ve siyasi partilerin sahiplenme çabaları; devlet şiddeti yeterince vahim değilmiş gibi sahte fotoğraflar yayınlama, darbe çığlıkları atma gibi girişimleri başarılı olmadı;. gençler direnişlerine sahip çıktılar, kimsenin sahiplenmesine izin vermediler. İstanbul’da böyle bir eylem olması, bunun ülkenin önemli bir kısmında- genellikle batıda ve kıyılarda olsa da- destek görmesi doğrusu önemli. Hükümet ve Başbakan, her ne kadar burunlarından kıl aldırmaz görünseler de , bu direniş bundan sonraki adımlarının daha az hoyrat, daha temkinli olmasını sağlayacaktır. Halkın doğrudan tavrını ortaya koyması, katılımın çok düşük olduğu ülkemiz için, demokrasi adına umut verici bir gelişmedir kuşkusuz. Ancak, provokasyonlara karşı dikkatli olmak,hiçbir şekilde şiddet kullanmamak şartıyla.

 

Van’lı işadamı haklı – barış bir anlaşmayla olur ve bu çok önemlidir çünkü hayat varsa, umut vardır. Demokrasinin tam anlamıyla yerleşmesi için ise zihniyetin demokratlaşması gerekiyor ki, bunun için oldukça uzun bir yolumuz var gibi görünüyor.

0 0 votes
Article Rating
Subscribe
Bildir
guest
1 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
HİKMET
HİKMET
9 yıl önce

ahmet arif’in fenomen olan o muhteşem şiirinden size ‘dağlarına bahar gelmiş memleketimin….’şiirinden bir kısa beyitle yüreğindeki tarifsiz sevinci payaşan abidin dino’nun tabloarından ‘aha şimdi’ çıkmış gibi tarifsiz bir derun güzelliği mülk edinmiş,nazımın kızıl saçlı bacısı ama dicle ve lorinin anası kadının yoldaşı olarak ;size selam ve saygılarımı sunarım.
bizi onure ettiniz.biz için tarifi mümkün olmayan değerde bir pararaftı bize ayırdığınız.
kaleminiz ve yüreğiniz her daim mazlumun ve emeğin safında olsun dileğiyle sizi tekrar selamlıyorum.