Heyecanlı bir ülke burası, Hollandalı komşu haklı.

Erhan Hapae 29 Ekim 2016
ENDİŞE

 

Komşu bir Hollandalı kadın sürekli şikâyet ediyor yaşadığımız kasabadan. Köpekler başıboş ve onlara iyi davranmıyor insanlar. Yerliler balkonlarına (tam burnunun dibine) çamaşırlarını asıyorlar, çöpler başlı başına bir problem. Kışın kapalı yerlerde sigara içiliyor ve buna göz yumuluyor. Taksiler ve lokantalar çok pahalı. Yazın gürültü artıyor arabesk-meyhane şarkıları (eskiden böyle değildi), ses çıkaran yok. Sit içindeki Arnavut kaldırımı sokaklar özensiz yapılmış, topuklu ayakkabı ile dolaşanlar düşüyor bir taraflarını kırıyorlar. Port ’ta rüzgârı kesen yapılar yapılıyor, sörf nasıl yapılacak o zaman? Suriyeliler türedi ışıklarda-dileniyorlar, Hollanda peynirleri çok pahalı. Birde yarı diktatör bir başkanınız var, yakında tam diktatör olacak.

 

Mithat Olcay sabırla dinleyip uzunca zaman, ‘Ee o zaman neden dönmüyorsun Rotterdam’a’ diye sorunca gülümsüyor birazda bozularak; ‘yaa’ diyor, ‘Orada no heyecan’

 

Şikâyetlerimiz çok, Hollandalı kadın gibi ama heyecan bitmiyor bizim topraklarda.

 

İç işlerimiz yetiyor artıyordu da, birde dış işleri karıştı içimize. Atatürk’ün ‘yurtta sulh cihanda sulh’ doktrini yerle bir. Ecevit Kıbrıs’a asker gönderirken bile ‘Onlara özgürlük getireceğiz’ diyordu ilkeye bağlı olarak. İsmi ‘Barış harekâtı’. Bize özgürlük getirmeyi ya gerekli görmedi ya da beceremedi. İkisi de geçerli olabilir. Zaten muhteşem bir beceriksizdi.

 

Tayyip Erdoğan ise Suriye’ye girdi ve Irakta üssü var (Başika). Irak başbakanı çık diyor işgalcisin sen. Cevap; Sen kimsin?

 

‘Bütün dünya birleşmiş, Daeş, Kürtler, İran’ın beslediği Daeş benzeri şii örgütler aracılığıyla Türkiye’yi bölmeye çalışıyorlar gibi bir durumla karşı karşıyayız’ diyor iktidar. Amerika’nın ne menfaati var bizi bölmekten, gerçekten anlamakta zorlanıyorum. Böl yönet mi yani? Kore’de başardı Vietnam’da yenildi ama o zaman Sosyalizm ile Kapitalizmin cephe savaşlarıydı onlar. Şimdiki ne?

 

Eski Amerikan Büyükelçilerden James Jeffrey; Batı Erdoğan’ı sevmiyor çünkü o, halka ne söylüyorsa bize de aynı şeyi söylüyor, diğer ülkeler böyle değil, halka başka derler bize başka, anlayışla karşılarız ama bu öyle değil. (Hürriyet-Cansu Çamlıbel röportajı)

 

Ama başka bir gerçek var; Amerikan’ın Irak’a fiilen müdahale edip Suriye’de geri durarak yarattığı kaos ortamından fışkıran terör örgütleri Türkiye’ye ağır zarar veriyor. Ne Amerika’ya zararı var ne de Avrupa’ya.

 

Problem burada.

 

Cumhuriyetten beri ilk defa (orta boy) bir bölgesel bir güç Türkiye. Batının tahammül edemediği şey bu galiba. Üstelik Türkiye sahada.

 

PKK, Barış Sürecini heba etti, Türkiye yerine ABD’yi tercih etti. ‘Vadedilmiş Topraklar’da bağımsız bir ülkeyi ABD desteğinde kurabileceğine inanıyor şimdilik.(öyle bir söz mü aldı kim bilir?) Canla başla ölümüne uğraşıyor. Ak Parti’yi ittiği yer ise Bahçeli’nin yanı.

 

30 milyon nüfusu ile tarihin herhangi bir dönemecinden fırsat bulup bir türlü bağımsız ülke kuramamış Kürt halkı, bu yolla (ABD taşeronluğu yaparak) kurabilirse diyecek bir şey yok. Ama kuramazsa ihanet suçlamasıyla karşı karşıya maalesef.

 

Ben anayasanın, Kürtlerle dindarların (HDP-AKP) birlikte yapmalarını dilerdim. Olabilecek en demokrat anayasa o olabilirdi. (Ne kadarda umutluydum). Şimdi (olursa da) öyle olmayacak.

 

Kılıçları çekmek için sabırla çok bekledi Erdoğan; Kandil’e, Batı’ya, Rusya’ya. Hadi bakalım ne yapacaksanız yapın.

 

Televizyonları yeni genç doçentler işgal etti. Ne kadarda yanlış işler yaptığımıza dair akıllar dinliyoruz. Eski büyükelçiler işgal etmişlerdi bir zaman Irak işgali ile ilgili ne dedilerse yanlış çıktı. Jeoloji mühendislerinin Marmara depremi ile ilgili tek bir dişe dokunur laf etmemelerine benzer. Eskinin akillerinin ise ne fikri kaldı ne zikri.

 

Heyecanlı bir ülke burası, Hollandalı komşu haklı.

 

CARI.

 

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*