Gelelim Çerkeslerin tutumuna;

Kuban Kural 16 Haziran 2016
Pandora’nın kutusunu Cem Özdemir açtı

 

Pandora’nın kutusunu bu sefer Çerkes Cem Özdemir açtı.

 

Türkiye’nin başat tartışma konularından birisi olan Ermeni Soykırımı’nın Almanya Parlamentosunda tanınmış olması ülke gündemini meşgul etmeye devam ediyor.

 

Dünyada birçok parlamentoda tanınmış olan Ermeni Soykırımı’nın birde Almanya Parlamentosu tarafından tanınmış olması çok da ilginç değil. İlginç ve dikkat çekici olan Türkiye’den Almanya’ya gitmiş ve orada Milletvekili olmuş kişilerin bu tasarıya tam kadro onay vermesi. Daha da dikkat çekici olan ise Tokatlı bir Çerkes olan Cem Özdemir’in yasa tasarısını hazırlayan ve kabul edilmesi için çaba harcayan kişi olması.

 

Tasarıyı okuyunca esas yeni olan başka bir şey ile daha karşılaşıyoruz. Bu, genelde devletlerin kolay kabul edebileceği cinsten bir tasarı değil. Cem Özdemir’in hazırladığı tasarıda İttihat Terakki Hükümeti (tasarıda Jöntürk hükümeti olarak geçmiş)  ve onun mirasını sahiplenmekte behis görmeyen TC hükümetleri Ermeni Soykırımını tanımaya davet edilirken Soykırımda Almanya’nın sorumlulukları da hatırlatılıyor.

 

Açıkçası Cem Özdemir’i, Almanya’daki siyasi pozisyonunu ve Eş Başkanı olduğu Yeşiller Partisi’nin politikalarını yakından takip eden biri değilim. Özdemir’i, Avrupa Parlamentosunda gerçekleştirilen Çerkes Günü etkinliklerine verdiği destek ile biliyorum. Birde zaman zaman Rusya ve Türkiye’nin politikalarını eleştiren haberlerine dikkat kesilirim.

 

Her ne kadar Soykırım mücadelelerinin (Çerkes Soykırımı da dâhil) parlamentolarda yanınması  vesilesiyle gündeme gelmesine mesafeli yaklaşsam da, tasarının içeriğine baktığımda Cem Özdemir’in (tartışmaya açık kısımları ile birlikte) iyi bir metin hazırladığını söylemem gerek. Almanya’ya “benim de bu işte parmağın var” dedirtmek takdire şayan bir başarı…

 

Kararın siyasi olduğunu söyleyenlere ise sadece gülüyorum. Siyasi bir mücadelede verilen karar siyasi olmayacak da ne olacak…

 

*****************************

Kararın ardından beklendiği gibi Türkiye’de fırtına en üst perdeden kopartıldı. Geçtiğimiz yıllarda (başbakan olduğu dönemde) eğreti de olsa taziye mesajı yayınlayan Cumhurbaşkanının verdiği tepki öyle kolay unutulur cinsten değil. Cem Özdemir’i “Neymiş, birileri de diyor ki güya Türk… Ne Türk’ü be… Bunların kanının laboratuvar testinden geçmesi lazım” diyerek, sözüm ona eleştirmesinin düpedüz ırkçılık olduğunu görmek pek zor değil. Erdoğan’ın işaret fişeğini gören iktidar medyası ise en ağır hakaretlerle Cem Özdemir’e saldırmayı halen sürdürüyor.(1)

 

En üst perdeden hedef gösterilen Özdemir’in tehdit almaması şaşırtıcı olurdu haliyle. Şimdi karşımızda tehditler sebebiyle koruma verilen Almanya’da milletvekili olmuş Çerkes bir vekil var ama o halinden pek de şikâyetçi değil gibi. Bir mülakatında konunun bu şekilde de olsa tartışılmasının iyi olduğunu ifade etmiş…

 

Kanaatimce (neredeyse bütün uluslararası konularda olduğu gibi) Erdoğan’ın tepkisi iç kamuoyuna yönelik. Yoksa Almanya ile arada ciddi bir sorun gözükmüyor. Bunu görmek için birkaç günün İncirlik haberlerine bakmak yeterli, gözüne iktidar perdesi inmemiş olanlar için tabi…

 

***********************************

Gelelim Çerkeslerin tutumuna;

 

Avrupa Parlamentosunda Çerkes Günü etkinliklerine destek verdiği dönemde Çerkesler tarafından yere göğe sığdırılamayan Cem Özdemir, beklendiği gibi “tu kaka” edilmiş durumda. Erdoğan’ın açık hakaretine verilen kurumsal bir tepki gözükmüyor. Hâlbuki bugün Cem Özdemir’i kanı bozuk ilan eden Erdoğan’ın yarın istemediği bir cümle kuran her hangi bir başka Çerkesi de benzer bir üslupla hedef göstermesi işten bile değil…

 

Neyse ki, Çerkesler tarafından Cem Özdemir’e yöneltilen akla hayale gelmeyecek hakaretler yönünü değiştirmiş durumda. Almanya Parlamentosunda kabul edilen tasarıyla başlayan ve Cem Özdemir’in Çerkesliği üzerinden Çerkeslerin gündemine sirayet eden konu, her ne kadar düzeysiz ve yeni hakaretler ile bezenmiş olsa da “Ermeni Soykırımı ve Çerkesler” konusunu tekrar gündeme taşıdı.

 

Her şerde bir hayır vardır diyerek kendi adıma arzu ettiğim bir tartışmanın kasıtlı çarpıtmalar ve hakaretler ile de olsa tekrar başlamış olmasına sevindiğimi söylemeliyim…

 

Herkesin söyleyeceği sözü var bu konuda ama önce kasıtlı çarpıtmaları düzeltmek ve bu düzeysiz tartışmayı sağlıklı bir noktaya taşımak şart…

 

Bir sonraki yazıya…

 

(1)Cem Özdemir’in Çerkesliğini şimdiye kadar gündeme getirmeyen iktidara yakın medya kuruluşlarında, Erdoğan’ın “kan testi” önerisinden sonra “Çerkes Cem Özdemir” ifadelerinin kullanılması tanıdık bir hikâye Çerkesler için. Ethem Bey’den, hainliği “tescillendikten” sonra “Hain Çerkes Ethem”e evrilen söylemin bugünkü tezahürü olarak okumak da, devlette devamlılığın esas olduğunu görmek de mümkün. Tabi yine perdeyi kaldırmak şartıyla…

 

 

 

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*