Haber / TBMM Grup Toplantılarının Gündemi
17:59 Bugün

Salı günleri mecliste grubu bulunan partilerin grup toplantılarını yaptıkları gün. Oldukça gergin geçen toplantılardan bugün basına yansıyanlar şu şekilde;

Diyarbakır’da “çocukların kaçırıldığı” iddiasıyla eylem yapan aileleri, selamladığını belirterek eyleme destek veren Başbakan Erdoğan, BDP ve HDP’li milletvekillerine seslendi. Erdoğan, “Gidip o evlatları alıp geleceksiniz, alıp gelmezseniz bizim B ve C planlarımız devreye girer” dedi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, partisinin grup toplantısında Meclis’te gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Erdoğan’ın açıklamalarından satırbaşları şöyle:

Buradan Ak Parti grubundan bir mesaj daha veriyorum. Bu önemli bir mesaj. Burada BDP’ye, HDP’ye çağrı yapıyorum veya ikisine fark etmez. Diyarbakır belediyesi önünde, dağa kaçırılan çocukları için şu anda eylem yapan anneleri babaları yürekten selamlıyorum.

“B planımız, C planlarımız devreye girer”

“15 yaşında çocukları dağa kaçırılan annelerin babaların bu feryadını, tüm Türkiye’nin dünya medyasının görmesini isterdim. Neredesin dünya medyası? Galatasaray lisesinin önünde oturma eylemi yapanları yazardınız, çizerdiniz. Peki yavruları dağa kaçırılan bu anneleri niye görmüyorsunuz? Türkiye medyası, bir kısmını tenzih ediyorum. duyarsız kalanlara sesleniyorum, siz niye görmüyorsunuz? Ey BDP HDP siz neredesiniz? Hani zaman zaman gidip anlaşıp alıyorsunuz geliyorsunuz ya. Bu annelerin yavrularını da alın gelin bakalım. Alıp geleceksiniz, alıp gelmediğiniz takdirde bizim B planımız C planımız devreye girer.

“Terör örgütünden kaçan üç kızın işkenceyle öldürülmesi unutulmadı. Askerimizin teröristle diyaloğu henüz hafızalardan silinmedi. Doğulu Güneydoğulu anneler artık yüreklerini ortaya koyuyorlar. Bu itirazın bu feryadın duyulmasını annelerin haklı mücadelesinin desteklenmesini diliyoruz. Özellikle Oya ve Mine Hanım kardeşlerime, grup başkan vekili kardeşlerime oradaki kardeşlerini yalnız bırakmadıkları için teşekkür ediyorum.

Alevi- Sunni çatışması

“Bilhassa Kürt Alevi vatandaşlarımızın üzerinden iki mesele sürekli bir tahrik malzemesi olarak kullanıldı.

“Cumhuriyet’in ilk dönemlerinde bu vatandaşlarımıza karşı inkar ve asimilasyon politikası uygulanıldı. Alevi kardeşlerimizin kimlikleri görmezden gelindi. Dersim’de Alevi kardeşlerimiz öldürüldü ve zorla göç ettirildi.

“Bunlar CHP döneminde yapıldı. Şu anda CHP’nin genel müdürü Dersimli değil mi? Hiç konuşuyor mu? Konuşamaz, çünkü CHP’li. Çünkü konuşursa birçok şey ortaya çıkacak.

“Dersim’de Maraş’ta Sivas’ta birçok şey yaşandı. Biz bunların hiçbirini reddetmedik. Ancak dışarıdan yapılan provokasyonları kabul edemeyiz. Türkiye’de ne zaman işler yolunda gitse böyle bir mesele ortaya atılıyor.”

Gezi eylemleri

“İstanbul’da geçen yıl Gezi Parkı’nda eylemler başladı. Neymiş ağaçlar sökülüyormuş 12 tane ağaç sökülüp başka bir yere götürülecek. Düğmeye bir basılıyor. Ülkedeki istikrarı ve huzuru bozmak için legal ve illegal örgütler harekete geçiyor. bakıyorsunuz birden borsa düşüyor, dolar yükseliyor. İçeride şu ifadeyi kullanıyorlar. Tüketmeyin ekonomi dursun. Her gün sokaklarda vandal görüntüler. Sanki Türkiye’de her yerde bir karışıklık varmış gibi dünyaya lanse etmeye çalışılıyor.

“Anamuhalefet milletvekilleri olayların içinde hatta göstericilere para veriyor. Yandaş medyaları da aynı şekilde, hatta sosyal medyada da aynı şey.Malum işveren örgütleri sorumsuzca açıklamalar yapıyorlar. Tüm bunların sorumlusu olarak bizi gösteriyorlar. Allah’a çok şükür dik durduk bu saldırıları bertaraf ettik.

“Gezi’de istediklerini elde edemeyenler bu kez de 17 Aralık ve 25 Aralık’ta başka bir girişimde bulundular. Orada da iddia yolsuzluktu. Ama biz ülkeyi yerel seçimlere güvenle götürmeyi başardık. Millet cevabı sandıkta verdi.

“Şimdi de hem içeride hem dışarıda Alevi vatandaşlarımız üzerinden yeni bir senaryo üzerinde çalışılıyor.

“Örneğin hafta sonu Almanya’da gördük. Bizim yaptığımız salonun bulunduğu nehrin karşı kıyısında Ali’siz Alevilere miting yapma izni veriliyor. Dert bizim yaptığımız toplantıyı nasıl sabote ederiz.”

Okmeydanı

“İşte merhumun kız kardeşinin sesini duydunuz değil mi? Ne diyor ‘Eğer siz bu eylemleri yapmamış olsaydınız benim kardeşim ölmeyecekti’ diyor. Vaka bu. Ortada herhangi bir şey yok. Ve Uğur, GBT’sinde de en ufak bir olumsuz yanı da yok. Sadece kendisi cemevine gidiyor orada maalesef böyle bir olayla karşı karşıya kalıyor. Şunu görelim artık, 100 yıldır aynı bayat senaryoyu saldırmak için kullanıyorlar. Türkiye’yi zayıflatmak için kullanıyorlar. Biz bu senaryonun dışardan yazıldığı söylediğimizde hedefi saptırmaya çalışıyorlar.

“Okmeydanı’nda eli kanlı terör örgütünün dışarıdan desteklenmediğini söyleyecek olan var mı? Bunların nerelerden beslendiğini hepimiz biliyoruz. Nerelerde korunduklarını çok iyi biliyoruz. DHKP-C’nin kampları Yunanistan’da. Türkiye’ye girenleri gördük. En sonunda Yunanistan yönetimi bunlara darbe indirdi, belli bir yere kadar durdular. Acaba sıfırladılar mı ona kani değilim. Kimlerin bu örgütün sırtını sıvazladığını gayet iyi biliyoruz. Bunların başında olanlara belgelerle bunu gösterdik. Fakat dert başka. Dert güçlenen Türkiye’yi acaba nasıl böleriz.

“Aradan eli kanlı örgütler, istismarcılar ve tahrikçiler çekildiğinde her mesele çözülecek. Birileri yarayı derinleştirmeye çalıştırırken biz yaralara şifa olmanın, şifa bulmanın gayreti içerisindeyiz. Alevi vatandaşların bu yaşananlardan rahatsız olduğunu biliyorum. Alevi vatandaşlarımız, aradaki istismarcılara, ikiyüzlü siyasetçilere prim vermesinler. Onları istismar ederek Türkiye üzerine karanlık senaryolar yazanlara dikkat etsinler.”

“Bu aziz millet hiçbir zaman Alevi, Sünni çatışmasına prim vermedi. Yaşanan onca tahrike rağmen Allah’a sonsuz şükürler olsun, oyuna gelmedi. Sadece oyuna gelmemek yetmez. Biz yeni Burakcan’ların, terörize edilen, terörün içine sokulan yeni Berkin’lerin, Okmeydanı’ndaki olaylarda maalesef ölen Uğur’ların, Ayhan’ların da yitip gitmesine tahammül gösteremeyiz.

Soma’daki protestolar

“Yahu orada bile Alevi vatandaşlarımızı sağdan soldan toparlayıp Soma’ya getiriyorlar. Niye? Bu defa da Soma’yı karıştıracaklar. 301 kardeşimiz şehit olmuş, onlar bunun üzerinden neyi elde ederiz. Elinde silahlarla İstanbul sokaklarında terör estirmeye çalışan zihniyet. Silah ve şiddet hangi sorunu çözdü. Bizim hiçbir meselemiz çözümsüz değil.

Metin Feyzioğlu

“Çıkmış Barolar Birliği’nde konuşma yapıyor. ‘Başbakan, kırılan cam çerçevenin derdinde’ diyor. Yahu Başbakan sadece kırılan cam çerçeveyi konuşmuyor, ama bu vesileyle oralarda yaralanan ölen insanları da bu Başbakan konuşuyor. Bilesin ki o cam çerçeveler bir bütünün parçasıdır. Fakat belki de dünyada yalanı bu adam kadar mahir kullanan bir ikinci kişiyi bulamazsınız. Ya bunun eğitimini özel olarak aldı ya da genlerinde var.

“Nuri Bilge Ceylan’ı kutladım”

“Cumartesi akşamı geç bir saatte kendilerini telefonla aradım tebrik ettim. Ülkemiz adına sinemamız adına uluslararası başarı. Nuri Bilge Ceylan ile birlikte filmin bütün ekibini tebrik ediyorum. Bakanlığımıza da filmin yapımına verdiği destek için teşekkür ediyorum.

 

Kılıçdaroğlu: Erdoğan üç gün sussa huzur bulacağız

Başbakan’ın 3 gün sussa Türkiye’nin huzur bulacağını dile getiren CHP Lideri, “Her gün konuşuyor her gün kavga. Sürekli bir gerginlik ortamı yaratılıyor ve belli siyasi partiler bunlardan beslenmeye çalışıyor. ” dedi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Kılıçdaroğlu’nun konuşmasından satırbaşları şöyle:

” Türkiye riskli bir sürecin içine girdi. Gerginlik yaşanıyor ülkede. Kullanılan dil gerginliği besliyor. Tekerlek kırıldıktan sonra yol gösteren çok olur ama biz tekerlek kırılmadan önce yol gösteriyoruz. Siyasetçinin sorumluluğu aydınlardan biraz daha fazladır. Çünkü temsil yetkimiz var. Halktan oy almışız. Kendisi sorun olan iktidara karşı çözüm üretmeliyiz.”

“3 Gün sussa huzur bulacağız”

“Sorun yaratan bir siyasal iktidar var. Biri konuştuğunda herkes kulaklarını tıkıyor. Emin olun üç gün sussa Türkiye’de huzur olur. Her gün konuş her gün kavga… Nereye gidecek!

“Her gün konuşuyor her gün kavga. Sürekli bir gerginlik ortamı yaratılıyor ve belli siyasi partiler bunlardan beslenmeye çalışıyor. Biz muhalefete görevimizi yapıyoruz. Hükümet ülkeyi akılla yönetmeli öfkeyle değil. Kendisiyle kavga eden bir siyasal anlayış olabilir mi?

Gezi olayları

“Biber gazını copları bizim milletvekillerimiz yedi. Neden? Vatandaşın çocuğu dövülmesin biber gazı yemesin diye. Yanlış mı yapıyoruz biz acaba?

“Polis TOMA’ya molotof attı”

“Yüzü maskeli elinde silah olayları çıkaranlar kimse bunlar bunları çıkarsınlar. Biz bunlara karşıyız. Her zaman söyledim yine söylüyorum. O kişiler acaba kim? Gezi olaylarında TOMA’ya molotof atan polisleri gördük. Şimdi toplumda bu kutuplaşmayı yaratanlar kimler?

“Bugün cumhuriyet tarihinin en büyük kırılmasıyla karşı karşıyayız” diyen Kılıçdaroğlu: “Toplum ayrışmış durumda. Toplumu kendi içinde barıştırmamız ve huzur buldurmamız gerikyor. Ayrıştıran bölen halkı kullanan halkı kendisine köle haline getiren siyasetçiler. Halkın tüm bunlardan ders çıkarması gerikyor. Kendisinin nasıl kullanıldığını anlaması gerekiyor. Böylece siyatçilere ders vermesi gerekiyor.

“Vatandaşa tokat”

“Karşınızdaki insanın acısını empati kurarak anlayışla karşılayabilirsiniz. Onu ayrıştırırsanız toplumu ötekileştirirsiniz.

“Vatandaşını oy makinası olarak gören bir siyasetçi düşünebiliyor musunuz?

“301 kişi hayatını kaybetmiş yaş ortalaması 10 olan 432 çocuk babasını kaybetmiş. Bu gidiyor, sanki miting meydanı gibi kürsü kurup konuşuyor. Madenciliğin doğasında böyle ölümler olabilir diyor. 1860′ın İngilteresi’nden örnek veriyor. Bu tarihte Abdülmecid tahta ve ampül daha icad edilmemiş. Sen bunları söylediğinde Soma öfkeleniyor. Protesto ediyor. O ne yapıyor vatandaşın üzerine yürüyor. ‘Yuh çekersen tokadı yersin’ diyor. Sonra birisini görüyor ‘Yahudi dölü’ diye hakaret ediyor kendisine göre. 4 bin polisle gidiyor oraya markete sığınmak zorunda kalıyor sonra oradaki bir vatandaşı tokatlıyor. İlk kez bizim tarihimizde oluyor böyle bir şey, dünya tarihinde var mı bilmiyorum. Bir Başbakan vatandaşını tokatlıyor. Bu ülkenin insanlarının vicdanına sesleniyorum. Seni tokatlayan adamın hala arkasındaysan ben oraya üç nokta koyarım. Kimse kusura bakmasın.

“Bu şu demek. Cenaze evine gidiyorsunuz. Baş sağlığı dilemek için her türlü hakareti ediyorsunuz sonra da ev sahibini dövüyorsunuz. Bu bizim geleneklerimizde var mı?

“Tabii ki bu insanlar itiraz edecek hesap soracak. Düne kadar kim dinledi onları adam yerine bile konmadılar.”

27 Mayıs ve 80 darbeleri

“Hep ülkemin bağımsızlığını savundum, huzuru savundum. 1960 ihtilali sonrası üç siyasetçiyi darağacına gönderdik. O dönem belki birileri alkışladı ama bugün siyasetçilerin idam edilmesinin ne kadar yanlış olduğunu hepimiz görüyoruz. Daha sonra üç gencimizi idame gönderdik. Neden? İntikam hırsıyla.

“Biz yaşananlardan ders çıkarmak zorundayız. Uygar dünya yaşadığı acıları bir toplumsal kazanıma dönüştürdü.

“Biz tarihten ders almadık. O acıları toplumsal kazanıma dönüştüremedik. birileri geldi bizi geçti biz toplumu ayrıştırarak yeni fay hatları yaratarak toplumu bölüyoruz.”

Tuncel’den Erdoğan’a: Çocuklar geri gelmek için adım atmanı bekliyor

Erdoğan’ın HDP’li vekilleri “gidip o evlatları alıp gelecekseniz, alıp gelmezseniz, B ve C planlarımız devreye girer” sözlerine yanıt veren HDP Eş Genel Başkanı Tuncel, “Sayın Başbakan siz söz vermediniz mi barış olacak, savaş olmayacak diye. Kürt halkı o çocuklar gelsin demokratik siyasete katılsın diye bekliyor. Biz diyoruz ki insanlar dağa gitmesin gelsin siyaset yapsın. Ama hiçbir adım atmıyorsun” dedi.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Sebahat Tuncel partisinin grup toplantısında konuştu.

Tuncel’in konuşmasından satırbaşları şöyle:

27 Mayıs Darbesi

“Başbakan her şeyi CHP’ye attı. Kendini muaf tuttu. Darbe zihniyeti AKP zihniyetinde devam ediyor. Darbeyle yüzleşmek, darbeci zihniyeti ortadan kaldırmak isteseydi başbakan 12 Eylül anayasasını ortadan kaldırırdı. AKP’nin derdi demokrasi değil, bu darbelerden kendisine çıkar üretmek. O yüzden Anayasa masasından kendisi kalktı. Yeni anayasa ihtiyaç var dedi ama gerekeni yapmadı. Bu darbeyi kınıyoruz bir kez daha. Bu darbeci zihniyetle yüzleşeceğiz ve hesabını soracağız. Aksi halde gerçek anlamda bir demokrasi olmaz.”

Çorum katliamı

“Pek çok katliamdan bahsettik bu kürsüden. Ne yazık ki devam edeceğiz. Çorum katliamının halen etkileri var, yüzleşilmedi. Alevi-Sünni çatışması denerek katliamcılar yargılanmadı. Gerçek açığa çıkarılmadı. Aşağı ve Yukarı mahalle var. Halen ilişkiler gelişmedi. Çünkü onların anıları halen çok taze.

“Dönemin siyasi yapılanması içinde çok önceden zemin hazırlandığını görüyoruz. Ülkücülerin yaptığı bildiriler ve arkasından yaşanan olaylar. Alevilerin yaşadığı mahallelere yönelik müdahalede 57 Alevi yaşamını yitirdi, 300′ün üzerinde yaralı oldu. Yerini terk etmek zorunda kaldılar. Bu katliamın sorumlularının açığa çıkarılarak, yüzleşme ve adalet duygusuyla mümkün olacağını düşünüyoruz.”

Nuri Bilge Ceylan’ın yumruğu

“Türkiye açısından önemli bir ödül. Ödül alırken kendisi, son bir yılda yaşamını yitiren gençlere ve Soma’ya adamasını önemli olduğunu düşünüyoruz. Ceylan bizi 32 yıl öncesine götürdü. Yılmaz Güney’i hatırlattı. Güney, bu ülkenin yetiştirdiği ender devrimcilerden biriydi. Bedelini de ödedi. Eşitsizlikleri ifade etmeye çalıştı. Mahkemelerde yargılandı. Yıllarca cezaevinde kaldı. En sonunda vatandaşlıktan çıkarıldı ve Paris’te yaşamını yitirdi. Nuri Bilge Ceylan’ın yumruğuyla bu mücadeleyi devam ettirmesi önemlidir. Yılmaz Güney’i saygıyla anıyoruz.”

Ağrı ve Norşin seçimleri için çağrı

“İnanıyoruz ki bu seçimleri BDP kazanacak. Yerel seçimlerde sandık başına giden halkımıza başarılar diliyoruz.

“BDP’nin parti bayraklarını indirdiğini biliyoruz. AKP’ye diyoruz ki; korkunun ecele faydası yok. Ağrı ve Norşin bizimdir, bizim kalacak. Yurttaşlarımıza sandık başına gitmeleri için çağrıda bulunuyoruz. Halen ciddi hilelerin olacağı ortada.”

“Soma’ya dair gensorumuz engellendi”

“Savcının iddiasına göre 307 işçi yaşamını yitirdi. Bu bir katliamdır. Önlenebilir bir kazaydı. AKP bunu önlemedi. Baştan beri kader olduğunu söyleyerek herkesi susturmaya çalıştı. Tepkiler AKP’ye geri adım attırdı. Denetimler yapılıyor gibi görünüyor. Ancak siyasi sorumlusu AKP hesap vermedi.

“Gensorumuzu engelleyerek iki bakanın sorumluluğunun açığa çıkmasını engelledi. Sadece patron ve teknisyenler değil siyasi sorumlu AKP’dir. 13 Mayıs’tan bugüne çıkan kuralsızlık ve denetimsizlik. İşçiler politikleşti, sokakta direniyor. Maden-İş yönetimi de istifa etti. Kutluyoruz işçileri. Sarı sendikacıların işçinin hakkını savunacak düzeye gelmiştir. Soma’nın peşini bıkmayacağız. Çünkü AKP, bunu unutturacak.

“Başbakan o koltukta rahat oturmayacak. Ahkam kesiyor. Siyasi sorumluluk onda değil ana muhalefet partisi gibi konuşuyor. Başbakan tek kişilik bir tiyatroda oynuyor. Muhalefet de iktidar de kendisi gibi kendisi oynayıp kendisi söylüyor. Sadece Soma değil tüm madenler durdurulmalı. Tedbirler alınmalı. İşçilere maaşları işsizlik fonundan ödenmeli. Soruşturmanın bir an önce gerçekleştirilerek, siyasi sorumluların cezalandırılması gerekiyor. Soma’ya ilişkin gündemimizi devam ettireceğiz. Sadece Soma değil, bir daha işçi ölmesin diye önemli.

“AKP pervasızca saldırıyor”

“Bu bir kaza değil. AKP hükümetinin polis devletine dönüşmesinin göstergesi. AKP pervasızca saldırıyor. Çılgınca sağa sola ateş ederek bu durumdan kurtulmaya çalışıyor. Uğur Kurt’un yanında Cemevi başkanının hedef olduğu iddiası var. Aleviler kendini güvende hissetmediler hiç.

“Başbakan çatışma yaratılmak isteniyor derken bile ayrımcı dil kullanıyor. Ali’siz Alevi diyor. Sen saygı göstermek durumundasın. Bunu demek bile Alevileri ayıran, iyi Kürt kötü Kürt gibi ayrımların yansıması. Başbakan Alevi açılımı yapacakmış. Açılım yapmayın. Açılım yaptınız cezaevleri açıldı. Sizin açılımlarınız ölüm getirdi.”

“Toplumu nasıl birbirine düşman ederiz, yan yana gelmelerini nasıl engelleriz diye toplum mühendisliği yapıyor. Buna fitne mühendisliği de diyebiliriz. Berkin Elvan’ın elinde sapan vardı diyor. Yüzünde maske vardı diyor. Bu ülkenin Başbakanı değil misiniz? Güvenlikten sorumlu değil misiniz? İnsanlar sapan alıp taş atıyorsa orada suç varsa bizde ne kadar var diye düşünün.

“Demokratik Özerklik istedik ama İstanbul’da faşizmi istemedik”

“İnsanlar niye isyan edip yürüyüş yapıyor? İstanbul’da OHAL var. Demokratik Özerklik istedik ama İstanbul’da faşizmi istemedik. Her şeye gazla copla müdahale ediliyor. Başbakan Almanya’daki protestolarda alınan önlemleri örnek alsın. Hiç insan yaralanmadı. Böyle örnek gösterin.”

“Başbakan Gezi’yi anlamak istemiyor”

“Aman komünistler, Kürtler, feministler, Aleviler, solcular geldi deniyor. Yarın Gezi’nin yıldönümü. Ne oldu da Gezi oldu? 12 ağaç için eylem yaptılar, söküp başka yere dikecektik diyor. Başbakan anlamamışsın. Mesele 12 ağaç değil. Oraya AVM dikecektin, olmadı topçu kışlası dikecektin. Anlamak istemiyorsun.

“Gezi direnişine neden olan şey, 3 milyon resmi rakama göre insan aynı anda sokağa çıkıyorsa mesaj var demektir. Başbakan bunu okusun. Faiz lobisi, dış mihrak diyerek Gezi’nin talebini görmezden geldi. Gezi en demokratik barışçıl eylemdi. Yan yana gelmez denilen birçok kesim vardı. İstedikleri adalet, demokrasi ve eşitlik. AKP bunu şiddetle bastırmaya çalıştı. 8 insan yaşamını yitirdi.

“Eskiden toplu yapılıyordu Alevi katliamları. Şimdi tek tek yapılıyor. Okmeydanı cem evi başkanının hedef olduğu iddiaları bu nedenle önemli. GBT’si olanlar ölümü mü hak ediyor? Bu kabul edilebilir mi? Başbakanın da GBT’si var. Cezaevinde kaldı. Toptan insanları düşman ilan edip kendi sorumluluğunu görmeyerek ülkeyi karıştırmak istiyorlar diyeceksin. Bu ülkeyi karıştıran Başbakanın dili, üslubu ve tavrıdır.”

“Polis vesayeti oluşturuldu”

“2007′de PVSK’de değişiklikler yapıldı. Askeri vesayetle mücadele ettiğini söyleyen AKP, asker yerine polisi getirdi. O polisler bu yetkiyi kullanıyor. Gaz bombası sınırsız. Gerçek silah kullanılıyor. Barışçıl gösterilere niye silahla gidip, şiddet uyguluyorsunuz? 2013′de 24, 2014′de 5 kişi yaşamını yitirdi.

“Diyarbakır’da kaçtı diye ateş edilerek öldürülen Özgür’ün katiline ceza verilmedi. Ethem Sarısülük davası yine ertelendi. Öldüren polis görev başında. Cezasızlık politikası da ölümlerin artmasına neden oluyor” ifadelerinde bulundu.

Çözüm süreci

“Başbakan kendisi dışında kimsenin barış istemediğini söylüyor. Bunlar yalan. Başbakana göre herşeyin iyisini kendileri bilir, onun dışındaki herkes düşman. Kürt sorununa yönelik yaklaşım da böyle. Faili meçhuller var dedik. Binlerce insan yaşamını yitirdi. 4 milyon Kürt zorunlu göç ettirildi. Ama Kürtler varım dedi. Kendi dilim, kültürüm ve kimliğimle bir gelecek kuracağım dedi. Halkları da demokratikleştireceğim dedi. Çözüm süreci başladı.

“AKP’liler ‘süreç devam ediyor’ diyor. Seçim sonrası Başbakan balkondan ‘çözüm süreci kazandı’ dedi. Ama ne yaptı? Süreci başlatan Başbakan değil, Kürt Halk Önderi Sayın Öcalan’dır. Bunu geliştirmek hepimizin sorumluluğu. İmralı’daki görüşmeler nasıl gidiyor? Tartışmalar nedir? Sayın Öcalan heyetimizle birlikte kamuoyunu bilgilendiriyor.”

‘Çözüm süreci yasal güvenceye alınsın”

“Üç aşamalı süreçte birinci adım Kürt hareketin güven verici adımıydı. Devletin de yapması gereken buydu. Sayın Öcalan’ın çağrısıyla güçlerini sınır dışına çekti Kürt hareketi. Hükümetin yargı paketleri ise kendini güvence altına almak dışında hiçbir adım atmadı çözüm için. Cezaevleri doldu. Kalekollar yapıldı.

“KCK davaları hukuki değil siyasidir. Bir kısım arkadaşımız halen bırakılmadı. Hatip Dicle vekilimizdir halen cezaevinde. Davalar devam ediyor. Anlamak mümkün değil. Hukuksuz aldılar, hukuksuz bırakıyorlar. Çözüm süreci bağlamında yasa çıkarma yok. Çözüm sürecini zora sokacak eylemler yapılıyor. Halkımız 4 gündür direniyor. Olaylar yaşanıyor. Halk savaş olmasın diye çadır kurmuş. Tüm yollar kapatılmış. AKP’nin buna ilişkin bir tek sözü yok. Madem çözüm diyorsunuz niye kalekollar yaparsınız? Yapmanız gereken demokratik müzakere yasasını çıkarmak ve demokratik siyaset alanını açmaktır.”

“Çocukların kaçırılması” iddiası

“Sayın Başbakan siz söz vermediniz mi barış olacak savaş olmayacak diye. Kürt halkı o çocuklar gelsin demokratik siyasete katılsın diye bekliyor. Biz diyoruz ki insanlar dağa gitmesin gelsin siyaset yapsın. Ama hiçbir adım atmıyorsun. Halen insanlar cezaevindedir. Hiçbir yasal güvence yok. Şimdi bu sorumluluk HDP’de mi?

“Biz barış sürecini geliştirme konusunda ne yapmamız gerekiyorsa buna hazırız. Artık gençler ölmesin istiyoruz. Başbakan bir hatırlasın. 4 ay önce Başbakan’a ‘barış olusun’ diyen genç şimdi asker. Yarın savaş çıksa belki yaşamını yitirecek. Cumartesi Annelerine atıfta bulunuyor. Yine anlamamışsın. O insanlar orada barış olsun asker ve gerilla ölmesin diye orada oturuyorlar”

Paris cinayeti

“Bunun hesabını vermeden demokratik barış geliştirebilir mi? Buradan bir kez daha katliamda yaşamını yitirenleri anıyoruz. AKP’nin sürece yaklaşımının yansımasıdır bu. Süreçte iki talebimiz olsun. Demokratik müzakere yasası çıkarılsın ve taraflar eşit olsun. Geniş kesimler katılsın dedik. Yapmadılar. Yerel yönetim, sivil toplum yasasıyla süreç garanti altına alınsın diyoruz ama bir şey yok. Süreci oyalamakla gitmeyeceğinin altını çiziyoruz. Başbakan samimi ve iradesi varsa gerekli adımları atın. Samimiyetinizi sorgulayacağız. Kalekol yapımlarında ve Rojava sınırında sorgulayacağız.”

Sınırda öldürülen Rojavalı kadın

“Bu yargısız infaz. Kabul edilir durum değil. Sınırı çetelere açıyor, sivillerin geçmesi konusunda her türlü engel var. Türkiye’de değil, sınırda uyguladığı politikaya karşı Davutoğlu’nu göreve çağırıyoruz. Kabul etseniz de etmeseniz de komşularınız Kürtler. Rojava kantonu yöneticileri iyi ilişkiler geliştirme istiyor. Çatışma istemiyor. Ama sorunlar devam ettiği sürece çözüm sürecinin riske girdiğini söylemek istiyoruz. Uyarmak görevimiz. Bıktık artık, barış olsun istiyoruz. Tek taraflı adımlarla çözüm olmuyor. 7 defa ateşkes ilan edildi. Sonuçsuz kaldı. Bu kez bu değerlendirmeyi iyi yapmak gerektiğini düşünüyorum. Bir günde çözülmez ama yaklaşım ve çözme iradesi önemli.”

Kayıplar Haftası

“İnsan hakları savunucuları, kayıp yakınları mücadelesini yürütüyor. Mücadelenin en önemli temsilcileri barış anneleri. 200 hafta eylem yaptılar. Baskı politikaları, tehdit ve gözaltılarla kayıp yakınları ara verdi eylemlerine. 2009′da yeniden eylemlerine başladılar. Birçok yerde oturma eylemleri yapılıyor.

“Başbakan demokratik açılım sürecinde gündeme göre konuşuyor ve sonra hatırlamıyor bu konuşmalarını. 2010′da Dolmabahçe’de bir grup sivil toplum kuruluşu kadına Arjantin’de barış annelerini örnek vermişti. Onların mücadelesini anlattı. Arjantin’deki benzer mücadeleyi kendi ülkesinde yürütenler için, ‘onlar kim’ diyerek Cumartesi Anneleri’ni ‘terörist’ ilan etti!

“Bu insanların çocukları muhalif, komünist diye katledildi. Politik nedenlerle gözaltına alındı. Arkasında kim var diyor. Halen hesap sorulmuş değil. Faili meçhuller buradan cesaret alıyor. Musa Çitil davasında görüldü. Cezasızlık politikasıyla nasıl yüzleşeceksiniz?”

imctv.com.tr

Comments are closed.

HABER / En Çok Okunanlar