Tuhaf bir seçime doğru dörtnala gidiyoruz.

Nurdan Şahin 19 Mayıs 2018
BASKIN BASANIN MIDIR?

 

Baskın seçime iki aydan az zaman kaldı. Seçime neden gidildiğini hepimiz biliyoruz yine de bir kez daha tekrarlamakta fayda olabilir. Hangisi önceliklidir bilmiyorum ama nedenlerden biri CB seçimi/genel seçimi yerel seçimlerden önce yapmak çünkü araştırmalar büyük şehirlerde Ak Partinin işinin bayağı zor olduğunu gösteriyor. Büyük şehirleri, hele de İstanbul’u kaybetmek genel seçim sonuçlarını da mutlaka etkileyecek; iktidar bu ihtimali göze alamıyor. Diğer temel neden de ekonominin giderek bozulması. TL’nin rekor düzeyde değer kaybetmesi ve Türkiye’nin risk priminin giderek yükselmesi. Bu durum hem ödemeler dengesi, hem de genel ekonomi üzerinde giderek artan bir baskı yaratıyor ve yaratmaya devam edecek. Durum hepten bozulmadan, seçimlere gitmek en iyisi iktidar açısından. MHP zaten kan kaybediyor; iktidar ortağı olma ihtimali partiyi kurtaracak tek seçenek gibi görünüyor.

 

Tarihin bu kadar öne alınması ise temelde İyi Partinin seçimlere girmesini engellemek ve henüz CB adayı daha belirlenmemiş ana muhalefeti hazırlıksız yakalamaktı elbette. CHP –hiçbir sonuca ulaşamasa da– son 10 yıldaki en iyi demokratik hareketi olan Adalet Yürüyüşünden sonra, demokrasi adına akıllıca bir adım daha attı ve 15 milletvekili transferiyle İyi Partinin seçimlere girmesini sağladı. Bunu “siyasi etik dışı” olarak değerlendiren AKP kurmaylarına ise sanırım müritleri dâhil kimse katılmadı.

 

Cumhur ittifakının seçimlere yönelik “tedbirleri” her türlü ayak oyununa alışmış Türkiyeli seçmeni bile şaşırttı, şaşırtmaya da devam ediyor. Bağımsız adaylar için konan ve zaten gerçekleşmesi zor olan 100.000 imzanın 5 gün içinde toplanmasına karar verildi. Şaka gibi! Günde 20.000 imza, hem de bir sürü evrak-ı metruke ile seçim kurullarına başvurarak. “Bağımsız aday istemezük” dendi velhasıl. Bu yetmedi, muhalefetin çatı adayı olarak çıkarmak istediği, bir önceki CB Abdullah Gül’e, Genel Kurmay başkanının bir ikna ziyareti yaptığı iddia edildi! Gerçi bu durum taraflarca doğrulanmadı ama yalanlanmadı da. Acaba kamuflaj kıyafetle mi gitmiştir diye bir merak aldı beni. Neyse, hem muhalefet çatı adayından vaz geçti, hem de Abdullah Gül adaylıktan çekildi; demek ki ikna kabiliyeti gerçekten yüksekmiş görüşenlerin.

 

Seçimlere OHAL altında girmek başlı başına bir sorun. Bağımsız adaylar için 5 günde 100.000 imza şartı başka bir sorun. Basının amiral gemisi Hürriyet’in ve Doğan Grubunun diğer medyasının da Demirören’e satılmasından sonra, yazılı ve görsel medya neredeyse tamamen türdeş, bu zaten tek başına devasa bir sorun. Bunlar yetmiyormuş gibi, bölgesel olarak çok güçlü, ülke genelinde de %10-15 arası oyu olan bir partinin-HDP’nin- lideri ve birçok milletvekili hapiste; belediye başkanlarının çoğu görevden alınmış; parti yöneticileri baskı altında.  Lakin “bütün bu ahval ve şerait” altında bile Cumhur ittifakının “başarısı” garanti olmayabilir.

 

Kendi adıma,  iki turlu CB seçiminde, ilk tura her partinin kendi adayıyla katılmasının daha doğru olduğunu düşünüyorum. Bu Cumhur ittifakının da işini zorlaştırır- “şer odakları birleşti” deyip, hepsini bir kalemde yerden yere vurma ihtimali suya düşer, mecburen tek tek hepsiyle değilse bile bir kaçıyla uğraşmak zorunda kalırlar. Nasıl olsa, ikinci turda adayların çekilme hakkı var; 2. adayın karşıtları çoksa, çekilebilir ve şansı daha çok olana yer açabilir. Tabii, seçim ikinci tura kalırsa.

 

Parlamentoda çoğunluğu almak ise, muhalefetin 2.turdaki şansını arttırır muhtemelen. Bu nedenle “0 baraj ittifakı” doğru bir adım ( 0 baraj ittifakı nasıl çalışıyor diye merak edenler, benim de paylaştığım Piar araştırma şirketinin 15 tweetlik flooduna bakabilirler). Oyunu kuranın oyununu bozabilir. Ancak burada HDP’yi dışarda bırakmanın mantığını anlamak mümkün değil.  HDP’yi beğenmiyor olabilirsiniz, hatta tamamen karşı da olabilirsiniz ancak, bu parti yasal bir parti ve kim ne derse desin, ülkedeki Kürt vatandaşların büyük kısmını temsil ediyor. Demokrasiye biraz olsun inanıyorsanız, temsiliyete önem vermek zorundasınız. Haydi diyelim ki bu umurunuzda değil, ama biraz pragmatik olun bari: şimdi “0 baraj ittifakı”na HDP’yi almayanlar, ikinci turda belirleyici olacak Kürt oylarını nasıl talep edecekler?

 

Tuhaf bir seçime doğru dörtnala gidiyoruz. Sonuç ne olursa olsun, 25 Haziran’da farklı bir sabaha uyanacağız. Türkiye seçmeni, üzerinde baskı kuranlara sürprizler yapmıştır çok partili dönem boyunca ve darbeler sonrasında. Bakalım bu kez neler olacak…

 

Adaylar ve partiler konusundaki görüşler bir sonraki yazıda!

 

Not: Geçen yazımın Linkedin deki paylaşımıma, üniversiteden, sanırım 35 yıldır hiç görmediğim, haberleşmediğim bir okuldaş, nedendir bilemedim, kariyerimle ilgili “ilginç” değerlendirmeler yapmış. Bunların üzerinde duracak değilim; beni bilen bilir, bilmeyen de araştırabilir. Yalnız Şehirler, İnsanlar, Farklar yazısından nasıl globalizm ve emperyalizm övgüsü çıkarmış anlayamadım. Farkında olmadan çok mu derin yazıyorum acaba?

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*