Çerkeslerin de…

Erkan Hak'aşe 23 Temmuz 2016
“MİLLİ ORDUYA KUMPAS”

 

“Daha neler; ordu cami bombalar mı? Binlerce insanın tutuklanıp stadyumlara toplanması akıl kârı mı? vs.” deniyordu, Ergenekon-balyoz davalar serisine karşı çıkılırken.

 

Cami bombalamadılar(henüz), fakat; meclisi bombalayabiliyor, tankla sivillerin üzerinden geçebiliyor, cumhurbaşkanına suikaste yeltenebiliyor, keskin nişancı tüfeğiyle ve ürkütücü bir soğukkanlılıkla sivil avlayabiliyormuş “milli ordu”, canlı yayında izledik hep birlikte.

 

Umalım ki ders almış olsun, “milli orduya kumpas kurdular” korosu. Bu davalarda haksız yere tutuklanan masumlar var evet de, bu davaların “boş davalar” yada bütünüyle kumpas olduğunu düşünmedim hiç-halen de düşünmüyorum.

 

İlk bir-iki gün; “Erdoğan başkan olmak için planlamıştır”, “böyle darbe mi olur ulan, gerçek darbe olsa, o üzerine çıktığın tankın namlusunu ş’aparlardı.” benzeri utanç verici cümleler kuranların da sesleri kesildi çok şükür, fotoğraf detaylı olarak ortaya çıkmaya başladıkça. Yaşanan şeyi darbe kabul etmek için daha ne yapılması gerektiğini düşünüyorlar (temenni ediyorlar mı demeliyim?) bilemiyorum gerçekten.

 

“Tutuklanan askerlerin-yargıçların arasında, Kemalist vs. cemaatle ilgisi olmayanlar var” diyen “kuşkucular” da var. Bir bölümünü şahsen tanıdığım, bir kısmı general düzeyinde askerler ve yargıçlar var bu durumda evet de; Can Dündar’la birlikte cemaatle kol kola giren Cumhuriyet gazetesi, yada cemaatle dirsek temasındaki YARSAV olgusu hiçbirşey söylemiyor anlaşılan “kuşkuculara”.

 

Yalın gerçek, pek çok Anti-Erdoğan ve Anti Ak Parti’ci asker ve yargıcın cemaatin darbe trenine bindiği.

 

Bir de insan gerçekten hayret ediyor, bunca darbe deneyimi olan bir ülkede, “tutuklananlar arasında melekler de var” der gibi, “Kemalistler de var” demek de neyin nesi? “Bana Kemalistler darbeye karıştı dedirtemezsiniz” gibi bir şey mi bu? 27 Nisan-28 Şubat- 12 Eylül-12 Mart-27 Mayıs kimin eseri? Bu saydıklarım da “koalisyon” darbelerdi ve kimilerinde sosyalistlerin bir bölümü de koalisyon ortağıydı üstelik.

 

Darbe dediğiniz, değişik saiklerle de olsa, hükümeti/seçilmiş yönetimi ve meclisi ortadan kaldırmak, yönetime el koymak neticede. Gücünün yeteceğini düşünüyorsan tek başına, düşünmüyorsan koalisyonla. Ya “becerirsin” ya da “beceremezsin”…

 

“Kıl payı beceremediler” bu sefer.

 

Kıl payı diyorum çünkü; Erdoğan halkı sokağa çağırmasa, halk davete icabet etmese, 1. Ordu ve Özel Kuvvetler Komutanı açıkça hükümetten yana durmasa, pek çok kışlada-pek çok rütbeli asker ve er canları pahasına darbeye karşı durmasa, “dengeleri kollayan” askeri birliklerin saydığım gelişmeler nedeniyle “kafası karışmasa” ve bir bölümü dahi darbe trenine binse sonuç hepimiz için korkunç olabilirdi.

 

Sokağa çıkan halk da, direnen askerler de, medya da şu da bu da faktördür fakat, aslan payı Erdoğan’ın-teslim edelim. Halkın sokağa çıkması, direnen askerler, düdük çalınca esas duruşa geçmeyen medya dahil olmak üzere diğer faktörlerin tamamı, son 15 yılın ve Erdoğan’ın eseridir çünkü. “Yes we can” özgüveni de, her düdük çalana papuç bırakmama cesareti de …

 

Erdoğan’ın ve Ak Parti’nin yanlışlarını da konuşuruz- konuşuyoruz da. Bu rezervler, hiç değilse bugün, “top çevirmeden”, darbenin karşısında, seçilmiş hükümetin ve meclisin yanında durmaya engel olmamalı.

 

Ergenekon-Balyoz davalar zincirindeki hatalar tekrarlanmadan, masumlar ile suçlular titizlikle ayırd edilerek, suçluların gün yüzü görmemesini sağlamak için kamuoyu baskısı oluşturmak ve canlı tutmak da, bir daha darbe yaşanmaması için yapılacak yapısal dönüşümleri tartışmak ve bunlara destek olmak da hepimizin görevi.

 

Çerkeslerin de…

 

Böyle…

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*