Milliyetçi bütün savunma reflekslerinden arınıp öyle bakmamız gerekiyor bu meseleye...

Kuban Kural 25 Haziran 2016
Ermeni Soykırımı ve Çerkesler – 2

 

Mayıs 2014’de yayınladığımız “Ermeni Soykırımı ve Çerkesler” dosyasının ardından köşe yazarlarımızda konuyu kendi zaviyelerinden değerlendirdiler. Kimi Ermeni sözlü tarihinde Çerkes imgesinin peşine düştü ve oldukça titiz bir çalışmanın ardından bize özet bilgiler aktardı, kimi daha teorik bir yerden konuyu inceleyerek Ermeni Soykırımı’na dâhil olmuş Çerkes Çeteleri inceledi. Konu hakkında Çerkes Diaspora örgütlerine sorduğumuz sorulara verilen cevaplar ise konjonktüre uygun söylemler içerse de aslında ülkedeki atmosferin yüzleşme çabalarını nasıl olumlu/olumsuz etkilediğini gösteriyor bugün bize…

 

İşin ilginç yanı aradan geçen 2 yıl içerisinde “hayır bunlar olmadı” diyebilenlerin sayısı oldukça azken gerek sosyal medyada gerekse yüz yüze görüşmelerimizde birçok Çerkes, konuyu farklı noktalara çekerek amacından uzak mecralarda Çerkesleri aklama yarışına girdi. En sonunda da uluslararası komplo teorilerine bulanmış inkar metinleri çıktı ortaya…

 

Üretilen çürük komplo teorilerine, mütekabiliyet esasına göre olayları değerlendirme garabetine ve tabi ki konuyu aslından saptıran ve Türkiye içi siyasi kamplaşmalara çekerek taraftar devşirme çabalarına da geleceğiz ancak şimdilik “ne yapmışızı” anlatmayı sürdürelim.

 

Hakkını vermek lazım bu konuya en çok kafa yoran, en çok okuyan ve kalem oynatan yazarımız Erkan Hak’aş’e oldu her zaman. Konuyu gündem etmeye 2013 yılında başlamıştı Guşıps’te. Bugün 24 Nisan Neşe Dolamıyor İnsanbaşlıklı yazısını şöyle bitirmiş örneğin; “Biz Çerkes milletinin bir bölümünün de kusurları olduğunu düşündüğüm bu “büyük felaket” karşısında,  Ermeni halkının önünde saygıyla eğiliyor-acılarını paylaşıyorum.”

 

21 Nisan 2014’deki yazısını ise titiz bir çalışmanın ardından Ermeni sözlü tarih alıntılarına ayıran Erkan, Anlatılması değil berbat olan, anlatılanlar spotuyla aslında meselenin özüne de temas etmişti. Bildiğim kadarıyla Erkan’ın alıntıları buz dağının görünen yüzü. Türkçe ’ye çevrilmiş olanların dışında da ciddi bir sözlü tarih külliyatı var Ermenilerin ve maalesef Çerkes imgesi genelde benzer motifler içeriyor. Eğer Ermeni Soykırımı’na (yâda siz adını ne koyuyorsanız ona) inanmıyor ve inkar ediyorsanız yapılan sözlü tarih kayıtlarını da uydurma olarak değerlendirebilirsiniz. Ancak bu sözlü tarih anlatılarının belgeler ile desteklendiğini unutmamak lazım…

 

Bu arada “Çerkeslerin kendi anlatılarında 1915’deki kötü namlarına dair bir şey geçmiyor” diyenlere de küçük bir tavsiyede bulunalım. Anadolu’da ve Ortadoğu’da yaptığı sözlü tarih çalışmalarını hikayeleştiren Elbruz Shinah’o bu konuda doğru adreslerden biri. Çerkes Araksi’den başlayıp Merzifon’a, Samsun’a oradan Ortadoğu’da Çerkeslerin yaşadığı ülkelere uzanan hikayeler pek de iç açıcı değil. Yada Bahçeşehir Üniversitesi’nde Ulas Sunata’nın bir çok ili gezerek yaptığı TÜBİTAK destekli sözlü tarih projesi farklı hikayeleri bir arada sunması açısından ufuk açıcı bir olabilir. Örnekler çoğaltılabilir ve emin olun önümüzdeki dönemde çoğalacaktır…

 

Yine Erkan’ın 2015 Nisan’ın da yazdığı “Çerkeslerin Ermeni Soykırımı ile İmtihanı” başlıklı yazısı olayları mütekabiliyet esasına göre değerlendirenlere hem teorik hemde siyasi boyutuyla verilmiş bir cevap.

 

Bir başka yazarımız Furkan Dzapş’ın bir panelde Kafkasya Forumu adına yaptığı sunum metni de konuya dair Guşıps’te yayınlanan dikkat çekici bir metindi. “Ermeni Soykırımında Çerkes Çeteleri” başlığını taşıyan sunum metninde detaylı örnekler verildikten sonra şu satırlara yer veriliyor;

 

“İyileşmek İçin

 

Bahsettiğimiz olaylar bir yüzyıl öncesinin olayları. Üzerinden yaklaşık 100 sene 3 nesil geçti. Peki bugün neden bu konuyu ele alma ihtiyacı duyduk Kafkasya Forumu olarak. Çünkü yüzleşmek iyileşmektir. Osmanlı Devleti’ne bir soykırım neticesinde gelmiş olan Çerkesler geldikleri topraklarda – hatta buna kısa bir süre kaldıkları Bulgaristan’ı, Balkanları da katabiliriz – ciddi bir çeteciliğe, devletin sorunlu adamlarına dönüştüler, dönüşmek zorunda bırakıldılar. Yıkılan bir devletin sancısı, modernleşmeye çalışan yarı aydın bile sayılamayacak devlet elitlerinin basiretsizliği ve her şeyden evvel Çerkeslerin iktidarlarla olan istismara açık ilişkileri. Bütün bunların sonucunda ne yazık ki pek çok Ermeni ağıdında Katil Çerkes ifadesine rastlayabilmektesiniz. Bu noktada Çerkeslerin bir bütün olarak suçlu, Ermenilerin bir bütün olarak kurban olduklarından bahsetmiyorum. Ama yukarıda örneklerini vermeye çalıştığımız olaylar hususunda Çerkeslerin de bu soykırımda rolleri olduğunu unutmayalım. Çerkes Ahmet’i yahut Dr. Reşit’i sadece Çerkes olduğu için sahiplenmek hele bu gibi İttihatçı karakterler üzerinden kimlik inşa etmek işine girmek zorunda hiç değiliz. Bu arada bu noktada Ethem bu konumdan azade değildir. Keza Ermeni Soykırımı ve Çerkes meselesi bir arada dillendirildiğinde otomatik bir savunmaya dönüşen ama biz pek çok Ermeni yetimine sahip çıktık ifadesi olayın vahametini yansıtmamaktadır. Evet, Soykırım esnasında büyük çaplı din değiştirmeler olduğu gibi çocukların ve özellikle kız çocuklarının kaçırılmalarına çok şahit olunmuştur. Keza Lemkin’in 1948’de hazırladığı Soykırım tanımında soykırımın maddi unsurları arasında bir etnik grubun çocuklarının başka gruplara nakledilmesi de sayılmıştır.

 

Velhasıl milliyetçi bütün savunma reflekslerinden arınıp öyle bakmamız gerekiyor bu meseleye. Burada kurtulmamız gereken iki milliyetçilik bir arada var bizim toplumumuzda. Birincisi Çerkes etnik milliyetçiliği çerçevesinde oluşturulan Çerkeslerin dünyanın en barışçı milleti olduğuna dair safsatalar ki milliyetçilik hep öyle kurar öznesini, dünyanın en mazlum milleti Türkler yahut Yahudiler yahut Ruslar vs. Bir diğer ikincisi ise devletin hegemonyasıyla şekillenen en basitiyle devlet milliyetçiliği, Türk milliyetçiliği.

 

Sonuç olarak biz Çerkeslerin sağlıklı bir şekilde ileriye doğru adım atabilmemiz için bu sorunlarla yüzleşmemiz gerekiyor. Burada bir kimliği takdis etmek yahut mahkum etmek gibi bir fikrî çukura asla düşmememiz dileğiyle. Saygılarımla.”

 

Sunumun sonunda yer verilen bu satırlar “Neden bu konu önemli” sorusunu değerlendirmesi bakımından dikkate değer…

 

Bu konuda Guşıps yazarlarının yazdıkları bu metinlerle sınırlı değil tabiki. Ama biz yazıyı uzatmamak için burada kesip Çerkes diaspora örgütlerinin konuya yaklaşımlarını hatırlatalım;

 

2014 yılında hazırladığımız dosyanın üzerinden bir yıl geçtikten sonra bu sefer sorularımızı Çerkes Diasporası örgütlerine yöneltmiştik.

 

– Soykırım yasamış bir toplum adına faaliyet yürüten bir sivil toplum örgütü olarak 100. yılında Ermeni Soykırımı iddiaları ve güncel tartışmalar hakkında görüşünüz nedir?

– Ermenilerin Anadolu’dan koparıldığı 1915 döneminde Çerkeslerin bu olaylara dahli de zaman zaman gündeme geliyor. Sizin bu konudaki görüşlerinizi öğrenebilir miyiz?

– Ermeni toplumunun Soykırım ile ilgili yürüttüğü çalışmalar sizce Çerkes sivil toplumu tarafından bir örneklik teşkil eder mi?

 

Bu soruların muhatabı yaklaşık 16 diaspora örgütünden 8’inin verdiği cevapları linkten inceleyebilirsiniz.

 

Sorularımızın genç muhataplarının bakış açısı kendi adıma bana ümit verse de, dönemin atmosferini yansıttığını da düşündüğüm cevaplar, bugünden bakında oldukça şaşırtıcı geliyor insana. Konjonktüre göre pozisyon değiştirmek de sanırım bağımsız bir Çerkes siyasetinin önündeki temel engellerden…

 

Bu hatırlatmaların ardından bir sonraki yazıda konunun 2 yıl sonra gündeme gelmesinin ardındaki saikleri, üretilen komplo teorilerinin trajikomik arka planını, yapılan çarpıtmaları ve tabi ki konuyu özünden uzaklaştırma çabalarını gündem edelim…

Yorumlar (1)
  1. Faik Toğru on said:

    Çerkeslerin, Osmanlı vatandaşları olarak ve de osmanlı kolluk kuvvetlerinde nufuslarına oranla yüksek bir yüzde ile temsil edikdildiklerinden dolayı 1915 Ermeni katliamlarında da bir rol oynadıkları inkâr edilemez. Bu, Çerkesleri katledip vatanlarından süren Çar’ın ordusunda görev almış birçok Ermeni generalle asker ve milislerin rolüne şaşılacak derecede benzemektedir. Hem çerkes olarak hemde olayarın tarih sırası gereği, Ermenilerin Çerkes katliam ve sürgünündeki rolünü diğerinden önce ele almanız gerektiğini düşünüyorum. Tabii misyonunuz yakın tarihimizi aydınlatmaksa !

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*