İki Çerkes anlaşırsa kıyamet alametidir

Dilek Qudey 05 Şubat 2015
VAY THAMİŞKE VAYY!

 

İstanbul Metropolü’nde iki çerkes hararetli sohbetlerine devam etmektedir…

 

“Boşuna dememiş atalarımız; “İki Adiğe anlaşırsa kıyamet alametidir” diye. Biz de anlaşamıyoruz işte sigoşh. Ben sana dünya gerçeklerinden bahsederken sen 17. yüzyıl kafasıyla konuşuyorsun. Yahu Çerkesya diye tutturmuşsun, hangi Çerkesya?

Halkların karışık kuruşuk yaşadığı bir Rusya gerçeği var. Adiğe Cumhuriyetin’de kaç tane Çerkes var de bakiyim.

Hariçten gazel okuyorsun, bırak bu işleri dünyaya dön.”

 

“Ben “gazel” okumam “Wored” söylerim ey Nibjoğ! Sen de titre ve kendine gel. Bırak dünya konjonktürü ağızlarını.

Ulusal bilinç nerede onu söyle bana. Yok oluyoruz diyorum. Bireysel adımlarla çıkamayız işin içinden. Kurumlarımızın, derneklerimizin bir şeyler yapması lazım. Pisuhaluve yapıp dans kursları vererek Çerkeslik yapılmaz. Dernekler sosyal klüp olmanın dışında vatana yönelik çalışmalar yapmak zorundalar. Tarihimizi edebiyatımızı bilmiyoruz. Dilimizi konuşamıyoruz, sosyal medya da yayınlananlara alkış koyup geçiyoruz. Türkiye’de yaptığımız onca çalışma, dil kursları, parti çalışmaları, danslar, sergiler, konserler, konferanslar, bir yığın çalışmayı vatana kaydırmalıyız. Bireysel açılımlarla olmaz bu iş. Kollektif hareket gerek.”

 

“Sen Pşı Hatokşoko’yu bilir misin?”

 

“Ben bilirim de sen nereden biliyorsun? Abdülhamit’ten bahsetseydin bu kadar şaşırmazdım yahu. Dersine çalışıp mı geldin yaw?”

 

“Sen de beni Çerkeslik den süreceksin ha. Yüzü dünyaya dönük modern bir Çerkesim diye tarihimi de bilmiyor değilim. Neyse Hatokşoko diyordum. Kabardey’in yaşlı pşi’si (prens) ölünce yerine Hatokşoko’nun geçmesi gerekirken amcasının oğlunu getirirler. Yatalaklık dercesinde hasta olan yeni pşı’yi şifalı ilaçlarla iyileştirip vatanın yönetimine tayin ederler.

 

Hatokşoko kurnazdı, yol-yöntem bilirdi ve dehşet bir savaşçıydı. Ama Kabardey pşi’si olduğunda ona kimse laf geçiremezdi. Bu nedenle onu Pşi yapmamak için ellerinden geleni yaptılar.

 

Kısa boylu ve çirkinmiş Hatokşoko. Kolları o kadar uzunmuş ki, dizlerini geçiyormuş. Halkın arasında alay konusu olması onu daha da hırslandırmış. Kendisine yapılan haksızlığı içinde büyütüp kurnazca davranarak Pşi yardımcılığı ünvanıyla önüne çıkan herkesi yenmiş. Ona göre Pşi acımasız ve gözü kara olmalıymış. Diğer bölgelerin Kabardey prenslerini gözünü kırpmadan öldürmüş. Kollarının uzun olmasından dolayı çok iyi kılıç kullanıyormuş ve kılıcı çok özelmiş. En iyi atını takas ederek Kazak bir savaşçıdan aldığı kılıcın sırt kısmında bir delik varmış ve içine civa koyuluyormuş. Kılıcını her vuruşunda civanın hareket edip yaptığı ağırlıkla iki misli güç kazanıyormuş. İşte o kılıçla Pşi Janshok’u bir darbeyle ikiye ayırmış. Yine bir Kazak köylüsünün kurnaz köpeğini alıp köpeğin saldırı stratejisini gözlemleyip saldırılarda o köpek gibi hareket edip peşinden gelenleri öldürmüş.”

 

“Nasıl yani?”

 

“Şöyle: Kazaklar köpekleri dövüştürüyormuş. Göğüs vuruşu ve güçlü dişleriyle zafer kazanan boz iti görünce Hatokşoko atının karşılığında Kazak Atamanı’ndan köpeği istemiş. Evlerine döndüklerinde çiftliğe girdikleri sırada fırlayan köpek sürüsü boz itin etrafını sarmış. Hepsine birden gücünün yetmeyeceğini anlayan boz it aralarından kaçıp tepeye koşmaya başlamış. Diğer köpekler yamaçta bir süre havladıktan sonra dağılmaya başladıklarında boz it fırsattan istifade hızla saldırarak karşısına çıkan her bir köpeğe göğüs atıp diş geçirerek etkisiz hale getirmiş. Hatokşoko boz itten öğrendiği bu taktikle Janshok’un 6 oğlunu da tek başına öldürmüş. Kazaklar’ın kılıcı ve köpek taktiğiyle kendi amca oğullarını öldüren acımasız bir pşi’den bahsediyorum.

Ve uzun yıllar Pşi olarak hem iyi hem de kötü şeyler yapmış. Bağımsız kendi kararlarını kendileri veren bir Kabardey bölgesi yaratmak için çok uğraşmış ve Rus yandaşlığı yapan içerideki muhalif prensleri öldürerek yoluna devam etmiş. Cesareti ve kurnaz zekasıyla kendine “Pşiler’in Pşi’si” dedirtmeyi başarıp adını da Çar’ın kapısına yazdırmış. Al sana 17.yüzyıldan bir kesit sigoşh.”

 

“Hatokşoko gibi liderlere mi ihtiyacımız var demek istiyorsun? Fena da olmazdı hani. Uyuşuk Çerkes milletini kendine getirirdi belki. Biz vatana dönmezsek yok olmaya mahkumuz. Burada istediğin kadar çaba sarf et hiç bir anlamı yok. Sonuçta seni de Türk olarak algılıyorlar. Çerkesim diye yırtınsan da, sen de ben de Türkleşmeye mahkumuz. Benim gibiler dönmek için uğraşırken senin gibiler de Türkiye dinamikleriyle konuşup duruyorsunuz.”

 

“Tabi ki Türkiye şartlarıyla konuşacağız. Gidenler Rusya şartlarında konuşurken normal de bizim ki mi anormal ?

Siyaseten güçlenmemiz gerekiyor. Bak şimdi siyasi partimiz de kuruldu. Yakında Çerkes milletvekilleri mecliste olacaklar. Bu ülkenin kuruluşunda nasıl yer aldıysak yönetiminde de yer alacağız ve haklarımızı isteyeceğiz. Demokratik ve özgür bir ülkede Çerkes olarak güven içinde yaşamanın neyi kötü? ”

 

“Türkiye’de yaşayan milyonlarca Çerkes öz vatanları için maddi ve manevi güç birliği yapsa, Rusya ile ilişkileri sıcak tutup dönüşü hızlandırsa daha güzel olurdu.”

 

“Hayal aleminde yaşayan arkadaşım. Rusya her yıl kotalarını sınırlı tutuyor. Her yıl yeni bir engel koyuyor. Adiğeler dönemesin diye üfürükten yasalar çıkarıyor. Senin Adiğe olman hiçbir şey ifade etmiyor, onların gözünde yabancısın. Şimdi de sular seller gibi Rusça bilmen gerekiyor. Oturum almanın tüm şartlarını yerine getireceksin, üstüne bir de Rusça şakıyacaksın, sonra mülakata gireceksin eğer seni beğenirlerse vatandaş olacaksın. Ölme eşşeğim ölme yaz gelecek! hadi git gidebiliyorsan.”

 

“Sana söyleyecek çok sözüm var ama nefesime yazık nibjoğ. Senin yok oluşunu izliyorum içim acıyarak. Mesleğin var paraya para demiyorsun, dünyayı dolaşıyorsun, Çerkesim diye geziyorsun ama sen benim gözümde İstanbullu bir Türk genci gibisin. Kaç kere gittin Kafkasya’ya? Bir kuruş yatırım yaptın mı vatanına? Madem gitmiyorsun gitmek isteyen gençler var onlara sponsor olsana. Milyonlarca Çerkes’den sadece bir kaç bini fon oluştursa veya bir vakıf kursa bir çok insanın dönüşüne destek olur. Dernekler her yıl beş on gencimizi vatana taşısa orada çoğalırız en basiti. Yok ya ölmüşüz de ağlayanımız yok.”

 

“Senin şu romantik Çerkesliğin beni öldürecek. bu mu yani dönüş planın? Pes diyorum sana. 17. yüzyıldan Prens Hatokşoko örneğini verirken Çerkeslerin hiçbir zaman beraber hareket edemediklerini ve 21. yüzyılda da bunun devam ettiğini anlatmak istemiştim sana. Vallaha ben Çerkesim ve bununla da övünüyorum. Merak etme Türkleşmem. Ben tercihimi buradan yana yapmışım. derneğime de giderim, mızıkamı da dinlerim, dans eder gaşen yaparım o kadar. Bence sen de şu Araf ta kalmaktan çok bunalmış görünüyorsun ,topla kendini ve rasyonel bak meseleye. Hadi çayını bitir de benim Led tv de Galatasaray-Fenerbahçe maçını izlemeye gidelim.”

 

“Vay thamişke vay! Vay zavallı Sigoş vay! Sen git ben gelmiyorum. Romantik ve ütopik dünyamda beni yalnız bırak.

Vatana dönüş hayalleri kuracağım…”

 

İki Çerkes anlaşırsa kıyamet alametidir.” Sözünün keskinliği bir tartışmayı daha sonuçsuz bırakır.

Metropole akşam çökerken bizim Çerkesler de kendi varoluş serüvenlerini devam ettirmek üzere kalabalığın içinde gözden kaybolurlar…

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*