Çerkes halkı, aydınları, politikacıları tarih dışı bir düzlemden halkının sorunlarını ve toplumsal ilişkileri değerlendirmek zorunda kalıyor.

Can Nart 08 Eylül 2014
İMPARATORLUKLA KAYBETMEK

 

Murat Belge köşe yazılarından derlenen kitabı “Şirket Dağılırken” de imparatorluk kaybetmeyi bir seri yazı ile ele almış. ‘İmparatorluk’ kaybetmek, kaybetme konumunda olan için, zor bir keyfiyettir” diyor. O, imparatorluk kaybetmenin nasıl “zor bir keyfiyet” olduğunu anlatırken, ben de Çerkes halkı için, kaybeden imparatorluk ile birlikte kaybetmenin nasıl zor ve acı bir keyfiyet olduğunu düşündüm.

 

Türkiye Cumhuriyetinde tarih bütün kimlikler için bir baskı alanıydı. Cumhuriyetin kuruluşu ile birlikte devletin ideolojik aygıtları, baskı aygıtlarıyla da desteklenerek, ulus yaratma projesinin gereklerini yerine getirdi. Resmi tarih “Türk Tarih Tezi” çerçevesinde oluştu. Türk Tarih Kurumu aracılığı ile, Milli Eğitim Bakanlığı başta olmak üzere devletin bütün kurumlarının görevi siyasi tezler doğrultusunda tanımlanan tarihi topluma empoze etmek oldu. Tarih, bilim olmaktan çıkarıldı, siyasetin argümanı oldu.

 

Günümüzde kimlik politikaları çerçevesinde “ana dil” konusunda tekçi anlayış terkedilmeye başlamış olmasına karşın “resmi tarih” alanında pek olumlu gelişmeler olduğunu söylemek mümkün değil. Resmi tarih açısından Osmanlı ve Türkiye tarihinde bilimsel çalışmalar yapıldığı söylenemez. Türkiye tarihi İttihat ve Terakki’nin politika ve uygulamalarının etkisi altında devam ediyor. Özetle tarih gayrı müslimlere ilişkin gerçekleri görmezden gelirken, müslümanları ise yok sayıyor. Resmi tarihe göre Türk dışındaki müslümanların tarihleri yok. Müslüman kimlikler Türk-İslam tarihi içinde, gerektiği yerde, kendi tarihselliğinden koparılarak satır aralarında geçiyor.

 

Bu resmi yaklaşım, Türkiye vatandaşlarının, birlikte yaşadıkları kimlikleri toplumsal gerçeklik olarak görmesini engelliyor. Her birey toplumu kendi kimliği içinden algılıyor.

 

Bu olumsuz olgu Çerkes halkının Anavatan ve Diasporaya ilişkin sağlıklı politikalar geliştirmesinde en önemli zorluklarından biridir. Çerkes halkı, aydınları, politikacıları tarih dışı bir düzlemden halkının sorunlarını ve toplumsal ilişkileri değerlendirmek zorunda kalıyor.

 

Tarih okumasına Cumhuriyet dönemi boyunca varlığı inkar edilen halkımızın yakın tarihinde İslamın ve Osmanlı devletinin çok önemli olduğunu vurgulayarak başlamak istiyorum. Vurgu, kendi tarih yazımımızda bu konuya hakkettiği önemin verilmemiş olması nedeniyle ihtiyaç duyuyorum.

 

Tarih okumasını kolaylaştıracak bir başka olgu da, son yıllarda Osmalı Tarihi üzerine resmi ideolojinin etkilerinden kurtularak birçok çalışmanın yapılabilmiş olmasıdır. Bu son çalışmalar, Osmanlı İmparatorluğunun genelde Kafkasya’da, özellikle Çerkesya’da etkisini incelemekte. Ayrıca sürgün ve sonrası Osmanlı politikaları ile ilgili önemli çalışmalar da yayınlandı.

 

Bir sonraki yazıma, İmparatorluğu kaybedenlerle birlikte olanların tarihini değerlendirerek devam edeceğim.

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*