Türkiye bu seçimde eski Türkiye ile Yeni Türkiye'yi oylayacak.

Murat Cenbey 11 Temmuz 2014
KÜRTLERİN VE İSLAMCILARIN ZAFERİ

 

Çok eskilere, Cumhuriyetin kuruluşunda Kürtlere ve İslamcılara yapılan haksızlıklara, baskılara ve katliamlara gitmeye gerek yok. 20 sene öncesine dönelim;

 

1990’lı yıllarda bırakalım Kürtlerin kimliğini açıklamasını, TV’lerde Kürtçe konuşmayı, Kürtler dağlarda, sokak ortalarında infaz ediliyordu. Ahmet Kaya Kürtçe klip çekecem dediği için linç ediliyordu, Kürtlerin bayrak rengi diye trafik ışıklarındaki renkler kurşunlanıyordu. Halkın oyuyla seçilmiş Kürt Milletvekilleri Meclis’ten alınıp polis zoruyla ve yaka paça hapse atılıyordu. Kürt aydınları ve işadamları sokak ortasında infaz ediliyordu. Kürt köylerini basan TC askerleri köylülere zorla insan dışkısı yedirecek kadar insanlıktan çıkmıştı. Bugün bile hala Kürdistan’da katledilen Kürtlere ait toplu mezarlar ortaya çıkıyor.

 

Ya İslamcılar;

 

Onlar zaten gerici ve şeriat isteyen yobazlardı, o halde her şey mübahtı onlara yapılan. Hürriyet gazetesi kilit noktadaki kamu görevlileri hakkında oruç tuttuğu, yada eşinin başı örtülü diye haberler yaptırıp hedef gösteriyordu. (şimdilerde ise Sabah gazetesi milletvekillerini Ramazanda içki içiyor diye hedef gösteriyor, bu iğrenç yarışta Hürriyetten bayrağı kapacak gibi).

 

Laik seküler kesim küçük kızlarını her türlü sosyal aktiviteye gönderebilirken; bale ye, tiyatroya, yüzme kursuna mesela, İslamcılar çocuklarını Kuran kurslarına yollayamıyordu, çünkü yasaktı.

 

Herkes modern ve laik olmalıydı, çağdaşlığın göstergesi başı açıklık ve kısa etek giymekti onlara göre. Başı kapalılar ise ancak geri hizmetlerde çalışabilirlerdi. En küçük bir aykırı durumda tanklar sokaklarda yürütülüp olmayan demokrasiye balans ayarı veriliyordu.

 

Oğlunu Kürdistan’daki anlamsız savaşta kaybeden başı örtülü annenin kameralar önünde öperek başsağlığı dileyen komutan, aynı anneyi ordu evine almıyordu, başı kapalı diye.

 

Ve bugün;

 

Son 10 yıllık gelişmeler sonucu bugün artık Kürtçe serbest, Kürtlerin Lideri Apo ile görüşülüyor ve Kürtler kendi kimlikleriyle bir Cumhurbaşkanı adayı çıkarıyorlar.

 

Artık başı örtülü kadınlar devlet dairelerinde çalışabiliyor, türbanlılar sosyal hayata, iş hayatına katılıyor, iş hayatında bir rekabet oluşuyor. Artık Cumhurbaşkanının eşi başını örtebiliyor, ve yeni cumhurbaşkanı adayınında eşinin başı kapalı.

 

Evet, hala bazı sorunlar olsa da, eskiyi özlemle anan elitist kesimin ayakoyunları olsa da, bugünkü durum budur.

 

Kısaca bu Kürtlerin ve İslamcıların zaferidir.

 

Cumhuriyet kuruluşundan sonra en çok ezilen 2 kesimin, Kürtlerin ve İslamcıların verdikleri mücadelenin sonucudur yaşananlar. Kemalist sistem Kürtlerle mücadeleyi orduya, İslamcılarla mücadeleyi bürokrasiye havale ettiği için Kürtlerin mücadelesi kanlı geçmiştir.

 

Önümüzde Cumhurbaşkanlığı seçimi var. Her seçimde emekli bir generali aday gösteren ve devleti temsil eden elitist laik kesim nihayet bu gerçeği görerek, bir İslamcıyı aday göstermiş onuda eline yüzüne bulaştırmıştır. Görünen o ki İslamcıları temsil eden Erdoğan ilk turda % 50-55 gibi bir oyla seçilecektir. (Ulusalcıların bu kafa yapısı değişmezse Erdoğan önümüzdeki yıllarda yapılan tüm seçimleri de kazanacaktır.)

 

CHP ve MHP’nin atanmış adayı İhsanoğlu’nun ise hiç şansı yoktur. Kürtlerin adayı Demirtaş ise seçimi kazanamasa da sürpriz yapacaktır. Aldığı oyun hiçbir önemi yoktur Demirtaşın; onun Kürt kimliği ile aday olması bile bir zaferdir.

 

Bu seçimde Türkiye halkları sadece Cumhurbaşkanı seçmeyecektir. Bu seçim eski ulus devlet özlemi içinde olan Kemalist – Ulusalcı zihniyet ile Yeni Türkiye’yi kurmaya çalışan halkın, barışı getirmeye çalışanların arasında geçecektir.

 

Kısaca eski ve yeni Türkiye’nin oylanmasıdır bu seçim.Ve yeniyi kuracak olan İslamcılar ve Kürtlerdir.

 

Bu oylamada tercihini yeni Türkiye’den yana yapacak olan benim, bu 2 gruptan beklentilerim ve söyleyeceklerim var.

 

KÜRTLER:

 

Barışı en çok siz hakettiniz çünkü çok bedel ödediniz. İçinizdeki solcuları, sağcıları, islamcıları, koministleri, ateistleri aynı hedef doğrultusunda birleştirdiniz, bunu yaparken de kapılarınızı herkese açtınız. Ancak son zamanlarda hiçbir zaman Kemalizmin milliyetçilik etkisinden kurtulamayan eski sol gruplarla fazla dirsek temasındasınız. Söyleyeceğim o ki, bunların size verbileceği hiçbir şey yok, bu kamburu sırtınızdan atın. Kendilerine devrimci denen gruplar tarafından göklere çıkarılan Halkevleri’nin zamanında “vatandaş Türkçe konuş” gibi bir ırkçı kampanyanın gönüllü askeri olduğunu, konuşmayanları jurnallediğini biliyoruz.

 

Kapılarınızı iş dünyasına, sanat dünyasına, hayatın içinden gelen orta sınıf insanlara, liberallere açın.

 

Son olarakta belki de en önemlisi, Türk Devletinden 1923’te bir kazık yediniz onlara güvenerek, şimdi aynı hatayı bir daha yapmayın. Unutmayın ki şu anda dünya konjektörü sizin yanınızda.

 

İSLAMCILAR:

 

Evet çok acı çektiniz. Cumhuriyetin kuruluşundan itibaren baskılara maruz kaldınız. Kılık kıyafet devrimine karşı çıktığınız için asıldınız, gerici yobaz ilan edildiniz, aşağılandınız.

 

Ama bunlar geride kaldı. Son 3 yıldır aynı sizi ezen Kemalistlerin sağ versiyonu olma yolunda hızla ilerliyorsunuz. İnsanların hayat tarzına, alkolüne, kıyafetine karışmaya başladınız. En küçük bir toplumsal muhalefeti bile kanla bastıran hükümete ses çıkarmıyorsunuz. Yukarıda anlattığım Sabah gazetesinin Milletvekili Muharrem İnce’nin Ramazanda içki içmesini manşet yapmasına ve hedef göstermesine bile karşı çıkamıyorsunuz. Yolsuzluklar karşısında sus pus oldunuz.

 

Bunları YAPMAYIN.

 

Sizden beklentim; toplumsal barışı sağlayıp ülkeyi demokratikleştirmeniz, dönüştürmeniz. İlk yıllarda bunu başardınız, devam edebilirsiniz. Sizlerin temsilcisi olan AKP hükümetini tabiki destekleyeceksiniz ancak onların her yaptığını gözü kapalı kabul etmeniz doğru değil. Gencecik insanların sokak ortasında öldürülmesi, yapılan yolsuzluklar, başbakanın her alkol alanı alkolik ilan etmesi ve sayamadığım bir sürü anti demokratik olay. Bunlar sizi hiç rahatsız etmiyor mu ?

 

Hem hükümeti destekleyip hem bunlara karşı gelebilirsiniz.

 

Sizin yapmanız gereken, 90 sene boyunca sizi ezen ulusalcı laik kesim gibi olmak değil. İntikam duygusuyla hadi birazda biz onları ezelim diyemezsiniz.

 

Nasıl ki sizler bütün bu baskı ve katliamlara direndiniz ve yok olmadınız onlarıda yok edemezsiniz. Ne yapacaksınız, oy ortalaması % 25 olan bu insanları kesecekmisiniz, kovacakmısınız ?

 

Onlarında yaşam tarzına saygı gösterin.

 

Evet, Türkiye bu seçimde eski Türkiye ile Yeni Türkiye’yi oylayacak.

 

Benim tercihim Yeni Türkiye. Halkın iktidarda olduğu, toplumsal barışın gerçekleştiği bir Türkiye. Bunu yapacak olanda kitlesel olarak Kürtler ve İslamcılar.

 

Ancak burada orantısızlık mevcut. Mutlak iktidarı ele geçiren İslamcıların temsilcisi Erdoğan gitgide baskıcı ve kendi hayat tarzını topluma dayatmaya meyilli olmaya başladı. Onun kafasında benim verdiğim hakları alın gerisini tartışmam zihniyeti var , hem toplumun laik seküler kesimine, hemde Kürtlere karşı.

 

Ben son üç senedir AKP’yi ve Erdoğanı, yaptıkları ve yapmadıklarından dolayı çok eleştiriyorum. Erdoğan’ı, yıllarca Türkiye’yi baskı ile yöneten ulusalcı kemalizmin sağ versiyonu olarak görüyorum. Umarım beni yanıltır, bende eleştirimi yapar desteklerim.

 

Ama şuanda Erdoğan’ın bu kadar güçlenmesini doğru bulmuyorum. Yeni Türkiye’nin kurulmasında tercihim daha güçsüz olan Kürtlerden yana. Kısaca oyum Selahattin Demirtaş’a.

 

İslamcıları vede özellikle Kürtleri tebrik ederim, mücadele ettiler ve kazandılar. Darısı bizim Çerkeslerin başına. Ama onların bir kısmı ders alacakları yerde AKP’nin peşinden koşup Kürtleri kovalamakla, bir kısmıda ulusalcı Kemalistlerin peşine takılıp güle oynaya asimile olmakla meşgul.

 

Ha ne zaman kendilerine gelirler bilmem. Ancak tarihte hiçbir zaman kartlarını tam oynayamadıkları için şimdide işleri çok ama çok zor.

 

BİJİ BİRATİYA GELAN

 

**Yaşasın halkların kardeşliği.

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*