Atılan sloganlara bakıldığında en belirgin özellik kitlenin cüretkarlığıydı. İlk eylemden bu yana, kitlenin en yüksek sesle attığı slogan, "Katil Rusya, Kafkasya'dan Defol" du.

Alper Hraça 11 Mart 2013
Çerkes Kitleselleşmesi ve Sloganların Dili – II

Kitlesel eylemlerde katılımcı sayısı, eylemin kamuoyu gündeminde bulacağı yeri tayin etmek açısından kritik önem arzeder. Bir eyleme katılımın  binlerle, on binlerle veya yüzbinlerle anlatılması, ifade edilen görüşlerin toplumsal karşılığını ölçeklendirmenin bir yoludur aynı zamanda.  Bu sebeple katılımcıların, polisin ve medyanın sunduğu rakamlar sürekli çelişirken, hassas eylemlerde çeşitli tekniklerle elde edilen sonuçlar arasından en doğru sayının ne olduğu konusunda hararetli tartışmalara rastlayabilirsiniz. Kamera kadrajları medyanın eyleme yönelik tavrına göre konumlandırılır ve iddia edİlen sayıya uygun görüntüler servis edilir kamuoyunun  dikkatine.

 

Yine eylemlerin gerçekleştirildiği şehir veya noktaların  merkeze olan mesafesi de kritik önemdedir. Diyarbakır’a beş yüz bin insanı topladığınızda eyleminizin ulusal ölçekte akibeti medyanın insafına kalırken, Taksim’de bunun çok daha altında bir sayıyla gerçekleştirdiğiniz bir eyleme ise medyanın kayıtsız kalması söz konusu değildir. Uluslar mekansal olarak  da merkezler üzerinde yükselir ve bu merkezleri dolduran kalabalıklar ulusun da merkezinden ses vermiş olurlar. Bu sesin bastırılması mümkün olmadığında bir karşılık bulması kaçınılmazdır artık.

 

2009 yılında, Çerkesler Taksim’e çağrısıyla yapılan Rusya temsilciliklerini hedef alan ilk 21 Mayıs etkinliği konumu açısından böyle bir avantaja sahipti. Ulusal medyanın ve sivil siyasetin merkezi konumunda yer alan Taksim meydanında başlayan eylem, meydanın ana damarı İstiklal caddesinde sürüyordu.  Üzerinde her kesimden yüzbinlerce insanın yürüğüdü İstiklal  caddesi, kent katılımı açısından da oldukça önemli bir mecradır. Nitekim her geçen sene artan katılımla Çerkes kitlesi,  caddeyi soykırım gerçeğiyle yüzleşmenin ötesinde kendisini ifade edecek bir alan olarak da gördü.

 

Katılım siyasi değişim beklentisi tetikleyecek düzeyde yüzbinler veya onbinlerle gerçekleşmedi. Ancak dikkat çekici olarak ifade edilebilecek binler düzeyinde gerçekleşti. Nitekim medyanın gündeminde de bu kategoriden kendisine yer açabildi.

 

Atılan sloganlara bakıldığında en belirgin özellik kitlenin cüretkarlığıydı. İlk eylemden bu yana, kitlenin en yüksek sesle attığı slogan, “Katil Rusya, Kafkasya’dan Defol” du. Binlerce insanın böyle sert bir sloganın üzerinde ortaklaşabilmesinin sebebi, ilk eylemi organize eden Kafkasya Forumu’nun yıllardır Kafkasya’da Rusya’nın işlediği cürumlara dikkat çekme mücadelesini bu eyleme de yansıtmak için ısrar etmesiydi. Kitle Rusya’nın icraatlarının farkındaydı ve bu yüksek tonlu slogana katılmakta tereddüt etmedi.

 

Kitle kendisine uzak bir iktidar hakkında, bir başka ülkenin sokaklarında ne denli güçlü sloganlar atarsa atsın bunun gerçek bir çatışma olduğunu öne süremeyiz.  Bu sloganı atmanın kitle açısından bir kolaylığı olduğunu görmemiz gerek. Ancak uzak veya yakın farketmiyor, gerçeği dillendirmek bağ kurmanın tek yoludur.  Kafkasya’da olan biteni ahlak ve vicdan penceresinden takip eden bir öznenin ruh halini başka türlü ifade etmesi de mümkün olamazdı. Nitekim bu yüksek tonlu ifadelerin ardından zengin içerikli farklı sloganlar dolaşıma girmeye başladı. Bunlar içinde en etkili bulduğum, “Alanlarda Birleş, Soykırımla Yüzleş” sloganı oldu. Kitlenin artık kendi gerçeğiyle yüzleşmeye hazır olduğunun net bir göstergesi.

 

Yüksek sesle gerçekleştirilen bu meydan okumaların, eyleme katılan profillerin özgüvenini arttırırken, doğrudan etkisi altında olduğu iktidarla yüzleşmesi için de vesile olduğunu görmemiz gerek. Çerkes kitlelerin farklı eylem alanlarında gösterdiği ürkek davranışlar giderek yerini kendinden daha emin tutumlara bırakıyor.  2009 yılında gerçekleştirilen 21 Mayıs eyleminde  polisin yetkisini aşarak  yürüyüşe izin vermemesi üzerine yine organizasyon komitesinin geri adım atması ancak kitlenin bastırarak yürüyüşte ısrar etmesi bu meydan okumanın gelişim süreci açısından önemli bir göstergeydi. Yol trafiğe kapatıldığı halde kaldırımda yürümekte ısrar etmek, yüzlerce kişilik korteji üst geçiten yolun karşısına geçirmek, binlerce kişinin İstiklal caddesinde tramwaya yol vermek için eylemi kesmesi de aynı kitlenin davranışıydı.  İlk defa geçtiğimiz yıl İstiklal caddesinde tramwayların durdurulması yalnızca eylemin saygınlığının değil kitlenin kendisine olan güveninin ne denli arttığının da bir göstergesidir.

 

2004 yılında Kadıköy’de gerçekleştirilen NATO karşıtı eylem, Kafkasya Forumu’nun katıldığı ilk eylemdi aynı zamanda. Daha önce gerçekleştirdiği bir kaç çalışmayı saymazsak belki de forumun kendisini ilan ettiği çalışma olarak geçebilir tarihe.  12 kişinin katıldığı kortej, onbinlerce kişinin olduğu alana girdiğinde, yabancısı oldukları pankartı gören pek çok insan şaşırıyordu. Farklı örgütlerden koparak ben de Kafkasyalıyım diyen bir kaç düzine insan korteje katılmıştı. Mütevazi kortej saygıyla karşılandı alanda. Yıllardır mücadele veren örgütler, bunun bir ilk çıkış olduğunun da farkında olarak Kafkasya Forumu’nu en önde aralarına aldılar. Ve o eylemde Kafkasya Forumu pankartı ardında toplanan şanslı  grup tarihi bir an yaşadı. Eylem komitesi bir jestle selamlamak istiyordu forumu. Bir slogan istediler.  Ardından Kadıköy meydanı on binlerce insanın  “Ne ABD ne Rusya Bağımsız Kafkasya” sloganlarıyla yankılandı.  Sivil siyasetin gücünü bilen bir avuç insan o gün bir umudun nasıl yankılandığına tanık oldular Kadıköy meydanında. Besledikleri bir umudun böylesine bir kalabalıkta nasıl yankılandığını biliyorlar yani.

 

Bilmedikleri şey, bu sloganın onbinlerce Çerkes tarafından atıldığı bir eylemin yaratacağı etki…

Yorumlar (1)
  1. Ju on said:

    “2009 yılında gerçekleştirilen 21 Mayıs eyleminde polisin yetkisini aşarak yürüyüşe izin vermemesi üzerine yine organizasyon komitesinin geri adım atması ancak kitlenin bastırarak yürüyüşte ısrar etmesi bu meydan okumanın gelişim süreci açısından önemli bir göstergeydi.”

    Yukarıdaki paragraf yazı bütünlüğü içinde veya verilmek istenen mesaj açısından sorunsuz ve yerinde sayılabilir. Konu da oldukça ilgi çekici.

    Diğer taraftan Organizasyon komitesinin, polisin yürüyüşe izin vermemesi üzerine geri adım atması gibi bir durum söz konusu değildir ve yanlış bilgi içermektedir. Organizasyon komitesi, Polis’in Taksim meydanından Rus konsolosluğuna kadar yürüyüşe izin vermemesi üzerine, toplanan kitleyi kortej oluşturmadan ve slogan atmadan Galatasaray Lisesi önüne kadar götürmüş ve oradan kortej oluşturularak konsolosluk önüne gidilmiştir. Sanırım hikayeyi güçlendirmek adına negatif besleme yapılmış.

    Doğruları, hikayelerimizin şehvetine kurban etmeyelim.

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*