Çerkes cenahındaki Erdoğan hayranlarından bir beklentim var.

Sencer Shumaf 02 Nisan 2014
Seçimler ve Sonuçlar

 

Öncelikle seçim sonuçlarıyla ilgili yanıldığımı itiraf edeyim. Ben AKP’de %5 ila %10 arasında bir düşüş olacağını tahmin ve temenni ediyordum.

 

Seçimin iki kutbunu ve iki ana kütlesini oluşturanlar; AKP sempatizanları ve eski Türkiye özlemi içinde olanlar idi. Bunun dışındakiler, siyasal olarak marjinal kaldılar. Bu marjinal kalan gruba daha yakın biri olarak tahminlerim AKP’nin büyük bir hezimete uğraması veya CHP ile MHP’nin zafer kazanması değildi. Ancak son yıllarda AKP’nin yürüttüğü dış ve iç politikanın, içeride otoriterleşmeyi ve yolsuzluğu, dışarıda ise etkisizleşmeyi getirdiğini gözlemledik. Ben bu gözlemin belli bir kesim tarafından paylaşıldığını sanıyor ve bu çizginin %5 ila %10 arası bir oy kaybı ile cezalandırılacağını düşünüyordum. Böylece siyasi ikbal kaygısı AKP’nin önümüzdeki süreçteki politikalarında kısmı düzeltmeler yapacaktı.

 

AKP’nin adaylarına oy veren kitlelerin kendilerince çeşitli sebepleri olabilir. Otoriterleşmenin ve despotizmin yanı sıra en son yolsuzluk operasyonları ve ses kayıtlarıyla ortaya çıkarılanlardan sonra bu partiyi desteklemenin belki benim aklıma gelmeyen sebepleri vardır. Destek verenlerin içinde, kendini AKP’nin dışta ve içte araçsallaştırdığı sünni bloğa ait hisseden olabileceği gibi, Erdoğan’ı padişah sayan da, ranttan payını almak için sıra bekleyen de, neo-Osmanlıcılık hülyası gören de olabilir. Belki AKP seçmeni içerisinde bu saydıklarımın hiç birini kendine yakın görmeyenler de vardır. Ancak şu bir gerçek ki AKP’ye oy verenler etik ve ahlaki kriterlerin önüne bir tehdit algısını koydular ve öyle karar verdiler. Bu tehdit kişisel çıkarlara mı toplumsal çıkarlara mı yönelikti? Bunu kendilerinin cevaplamasını yeğlerim. Ben cevaplarsam suçlayıcı görünebilir.

 

Seçimlerden önce ve sonra tartışılan konulardan biri cemaatin oy potansiyeli idi. Bence cemaatin toplumdaki gücünden çok devletteki gücünün tartışılması daha uygun. Zira toplumda büyük bir kitleye hitap etmediği bu seçimlerde tespit edildi. Devletteki gücünün ise en son Dışişleri Bakanlıgı’ndaki dinleme skandalı ile nerelere ulaşabileceğini gördük. 12 yıllık AKP iktidarının büyük bir bölümünde AKP ile paralel çalışan bu gücün yerel seçim sonuçlarından hiç bir şekilde etkilenmeyeceğini bilmek gerekir. Yani AKP ile cemaate yakın güç arasındaki anlaşmazlık ile ilgili henüz son söz söylenmedi. Ya muharebe devam edecek, yada sulh yapacaklar.

 

Seçim sonuçlarıyla ulaşabildiğim ikinci bir tespit; liberal, sol, anti-ulusalcı kesimin AKP’nin seçmen kitlesi içerisinde etkisizliğidir. Son bir kaç yıldır bu kesim, AKP’nin bir dogmayı başka bir dogma ile yer değiştirmek istediğinin farkında olarak, iktidardan desteğini çekti. Seçmende pek etki yaratmadığı görülen bu kesimin desteğini çekmesi AKP’nin sivil toplum içerisinde entellektüel destegini yok etti. Bugün etkisi pek görülmeyen bu sonucun uzun vadeli etkileri olacağını, bazı kesimleri yeni alternatif arayışlarına sevk edeceğini düşünüyorum.

 

CHP ve MHP için ise çok değişen birşey yok. Geleneksel çizgileriyle alabilecekleri oyu aldılar. CHP’nin klasik merkez sağ seçmene hitap edecek profilleri Ankara ve İstanbul’da aday göstermesi, aldığı oyları kendi potansiyelinin üzerine çıkardıysa da yetmedi (hile iddiaları doğruysa özellikle Ankara’da CHP hamlesinin işe yaradığını söyleyebiliriz). Ancak yeni bir merkez sağ oluşum, siyasi arenadaki rekabeti tekrar tahsis edebilir. Ayrıca merkez sağda oluşabilecek bu rekabet, solu da canlandırabilir. Klasik ulusalcı CHP çizgisi yerine daha geniş kesimlerin desteğini alabilecek bir sol yapı ortaya çıkabilir. Tüm bunlar, toplumun AKP tarafından içerisine itildiği polarizasyondan ne kadar hızlı ve ne kadar az hasar ile kurtulacağına bağlı.

 

Türkiye’de yaşayan Çerkeslerin, Türklerin, Kürtlerin, tüm halkların ve toplum kesimlerinin gelecekleri için beklentilerim ve düşüncelerimi özetlemeye çalıştım. Son olarak bizim Çerkes cenahındaki Erdoğan hayranlarından bir beklentim var. Son balkon konuşmasında dört parmağını göstererek höyküren, ağzını her açtığında toplumun çeşitli kesimlerine kin kusan zat-ı muhteremin bir demokrasi aşığı olduğu seslendiriliyor. Esbabı mucibesi bana göre yanlız bir duygudan ibaret olabilecek bu garip kanaati kendi siyasi çizgilerine göre temellendirmelerini bekliyorum.

 

Sencer Shumaf

 

Yorumlar (1)
  1. Özgür on said:

    Seçimde AKP’nin başarı ile çıkmasında asıl etken; AKP karşıtı cephenin kendi iç çelişkileriydi aslında.

    1-Erdoğana mezhepçi dediler ama CHP seçim sonucunda yine ağırlıklı olarak Alevi kitleden oy alabildi. Erdoğan kadar Kılıçdaroğlu’da mezhepçiymiş.
    2-“islami” bir cemaatin; misyonu İslamla mücadele olan CHP ile ittifaki müslümanlarda destekten cok tepkisiye neden oldu.
    3-Yolsuzlukların sadece AKP ile başladığını düşünmek, yüce divanda yargılanan MHP’li bakanları, Atatürk zamaninda bile usulsuz ihaleler veren CHP’yi halkin görmezden gelmediğini netice olarak sadece siz yolsuzsunuz bizi seçin demenin içi boş bir söylem olduğu.
    4-Demokrasi halka üstten zorla dayatılan bir ideoloji olup, Erdoğan demokrat degil ki oyu bize verin tezinin halkta bir karşılık bulmadığını sonucu ortaya çıkıyor.
    5-Gayrimeşru yollarla meşru bir hükümete yapılan operasyonların halkta tepkiye yol açtığını gördük.

    Neticede otoriter, yolsuzluğa bulaşmış vd. bir iktidara bile hicbir başarı sağlayamayan muhalefette sorgulanmalı. CHP ve MHP kemikleşmiş tabanları dışındaki insanlara korku saldıkları sürece iktidara yaklaşamayacaklar bile.

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*